top of page

Amasya Protokolleri [20-22 Ekim 1919];

  • 3 gün önce
  • 9 dakikada okunur

(...)

"Efendiler, hatırınızdadır ki, Bahriye Nâzırı Salih Paşa ile, Amasya'da bir görüşme kararlaştırılmıştı. Nazır Paşa ile, hükûmetin dış politikası, iç idaresi ve ordunun geleceği ile ilgili konular üzerinde görüşülme ihtimali vardı. Bu nedenle, kolordu komutanlarının düşünce ve görüşlerini önceden bilmek, bence pek yararlı idi.


14 Ekim 1919 tarihli şifremde, kolordu komutanlarının bu üç nokta üzerindeki görüşlerini rica ettim. Komutanların raporlarını belgeler arasında okursunuz.


Salih Paşa, 15 Ekim’de İstanbul'dan hareket etti. Biz de 16 Ekimde Sivas'tan hareket ettik. 18 Ekim’de Amasya'da bulunduk. Salih Paşa'ya, uğrayacağı iskelelerde, millî teşkilât tarafından parlak karşılama törenleri yapılması ve tarafımızdan hoş geldiniz denilmesi için talimat verilmişti.


Biz de kendisini, Amasya'da büyük bir törenle karşıladık.


Salih Paşa ile, Amasya'da, 20 Ekim’de başlayan görüşmelerimiz, 22 Ekim’de son buldu. Üç gün süren görüşmelerin sonunda, ikişer nüsha olmak üzere beş ayrı protokol düzenlendi. Bu beş ayrı protokolden üçü -Salih Paşa'da kalanlar bizim tarafımızdan, bizde kalanlar Salih Paşa tarafından- imza edildi. İki protokol gizli sayılarak imza edilmedi.


Amasya Mülâkatı sonunda alınan kararlar, kolordulara da bildirildi..


Efendiler, bu münasebetle, bir noktayı belirtmek isterim. Bizce temel alınan husus, millî teşkilâtın ve Hey'et-i Temsiliye'nin İstanbul Hükûmeti tarafından resmen tanınmış bir siyasî varlık olduğunun, görüşmelerimizin resmî bir nitelik taşıdığının ve sonuçlarına mutlaka uyulması gerektiğinin taraflarca resmen taahhüt edilmiş bulunduğunu tasdik ettirmekti.

Bundan dolayı, görüşmelerin sonuçlarını içine alan zabıtların protokol olduğunu kabul ettirmek ve İstanbul Hükümeti’nin temsilcisi olan Bahriye Nâzırına imza ettirmek önemliydi.


21 Ekim 1919 tarihli protokol metni (Amasya 1.Protokolü), denebilir ki, hemen bütünüyle Salih Paşa'nın teklifleri olup, kabulünde sakınca görülmeyen birtakım maddelerden ibarettir:


Amasya 1. Protokolü (Gazi Mustafa Kemal Tarafından, Nutuk, c.III, Vesikalar, Devlet Matbaası, İstanbul, 1934, Vesika No: 159, s.193-194. / Kemal Atatürk, Nutuk, c.III, Vesikalar, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 1961, Vesika No: 159, s.1111-1113.):


"Askerin siyasetle meşgul olduğu fikri verilmemeli hatta asker siyasetle meşgul olmamalı.


  1. İttihatçılığın, İttihat ve Terakki fikrinin memlekette tekrar uyanması, hatta bazı alametlerinin görülmesi siyaseten gayet zararlıdır. Çünkü bütün İtilaf devletleriyle Müslüman olmayan tebaa bu meslek ve bu fikrin aleyhindedirler ve bu halin vatan için felaket sebebi olacağını ve Konferans'a fena tesir edeceğini temsilciler bir ağızdan beyan etmektedirler. Muhit ve zaman, sözü yanlış yorumlamaya ve yanlış anlamaya gayet müsait olduğundan en ufak bir hareket v halden dahi sakınmak lazımdır.


  1. Hükümetle milli teşkilat arasında esas noktalarda anlaşma hasıl olmuş ve asla zıtlık ve anlaşmazlık kalmamıştır. Dolayısıyla hükümetin mevki ve kuvvetine helal getirecek en küçük müdahaleden kaçınmak, memleket selameti bakımından elzemdir. Şu halde mevcut kanunların hükümlerine tabi olmayı meslek edinmiş olan hükümete karşı, filanın azli, filanın tayini, filanın cezalandırılması gibi taleplerden vazgeçilmesi icap eder.


  1. İntikam politikası takip etmeyecekleri, vuku bulan taahhütleri icaplarından bulunduğundan, vaktiyle teşkilata muhalefet etmesinden dolayı tutuklanmış kimseler varsa bunların salıverilmesi ve bunlar arasında yasak fiilleri işlemiş olanlar hakkında müddeiumumilikçe (:savcılık) icra olunacak kanunî takibata muhalefet olunmaması lazım gelir.


  1. Tehcir (:Ermenilerin, Birinci Dünya Savaşı sırasında zorla göç ettirilmesi) dolayısıyla suç işleyenlerin kanunen cezalandırılması adlen ve siyaseten elzemdir.


  1. Harbe katılmamızın isabetli olup olmadığı hakkındaki görüşlere hükümet taarruz etmez. Fakat katılmanın isabetli olduğuna dair olan görüşlerin şimdilik açıklanmaması, memleketin selameti icabındadır. Çünkü görüşlerinin isabetini ilan edenler, İtilaf devletlerine düşman ve Almana dost sayılarak korkuya sebep oluyor.


  1. Mebus seçimlerinin serbest cereyanı, aleyhimizde vuku bulacak itirazların ve müdahalelerin önlenmesi ve tebaa arasında çıkabilecek anlaşmazlıkların giderilmesi için lazım ve vatanın selameti için elzemdir. Çünkü müdahale vukuu dedikodulara sebep olmakla beraber, mesela İttihatçıların mebus seçilmesi, İtilaf devletlerinin itiraz hatta hatta müdahalelerini icap ettirebileceği için, seçimlerin ahalinin oyuna terki lazımdır. İsabet de ondadır. Zaten Meclisi Mebusan'da muhalif partilere de lüzum vardır.


  1. Galeyanlı, gösterilerden ve makalelerden vazgeçilmesi.


  1. Asayişin ihlalini icap ettirecek hallere meydan verilmemesi ve evvelce köprüde adam vurulmak gibi vukua gelen harekâtın kendi tensipleriyle (:münasip görme, uygun bulma) yapılmamış olduğunun ilan edilmesi.


  1. Hükümetin ne leh ve ne aleyhinde bir şey yazılmaması.


21 Teşrinievvel [Ekim] 1919

Bahriye Nazırı

Salih Hulûsi "


(...)

"22 Ekim 1919 tarihli 2.Protokol, uzun süren tartışmalı bir görüşmenin zabıt şeklindeki özetidir.

Bu görüşmede, her iki tarafın, Hilâfet ve Saltanat konusundaki karşılıklı güvenceleri ile ilgili geniş açıklamaları içine alan bir girişten sonra, Sivas Kongresi'nin 11 Eylül 1919 tarihli bildirisindeki maddelerin görüşülmesine başlandı:


Amasya 2. Protokolü (T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, A. VRK.HRM.3'te bulunan belgenin Atatürk'ün Bütün Eserleri Arşivindeki kopyası, Salih Perinçek ve Ercüment Hüsnü Baki tarafından Latin harflerine çevrilmiştir. Fotokopisi için ayrıca bkz. Atatürk ile İlgili Arşiv Belgeleri (1911-1921 Tarihleri Arasına Ait 106 Belge), T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Başbakanlık Basımevi, Ankara, 1982, Belge No: 69, s.67-69.) :


"20 Teşrinievvel 35 - 22 Teşrinievvel 35 [20 Ekim 1919 - 22 Ekim 1919] Tarihine Kadar Amasya'da Bahriye Nazırı Salih Paşa Hazretleri ile Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi Üyelerinden Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, Rauf ve Bekir Sami Beyefendiler Hazretleri Arasında Cereyan Eden Görüşmelerin Zabıtnamesidir.


Osmanlı kavminin hükümdarlarına karşı asırlardan beri muhafaza eyledikleri kutsî bağ, memleketin maruz kaldığı son felaketler karşısında bir kat daha kuvvet kazanmış olup bütün İslam alemi için bugüne dahi kuvvetli ve mukaddes bir dayanak ve yegâne sığınak teşkil eylemekte olan İslam hilafet makamı ve Osmanlı saltanatının sürekliliğinin ve korunmasının temini gayesi, Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin asıl hedefi olduğu delilleriyle açıklandıktan ve enine boyuna anlatıldıktan sonra Genel Kongre'nin 11 Eylül 35 [1919] tarihli Beyannamesi (:Sivas Kongresi'nde kabul edilen Beyanname) maddelerinin görüşülmesine başlandı.


  1. Beyanname'nin birinci maddesinde Osmanlı Devleti'nin tasavvur ve kabul edilen sınırı Türk ve Kürtlerle meskûn olan araziyi ihtiva eylediği ve Kürtlerin Osmanlı camiasından ayrılması imkansızlığı izah edildikten sonra bu sınırın en asgari bir talep olmak üzere elde edilmesinin temini lüzumu ortaklaşa kabul edildi. Bununla beraber Kürtlerin serbestçe gelişmelerini temin edecek vech ve surette geleneksel ve toplumsal hukukumuzca müsaadelere mazhar olmaları dahi desteklenmek ve yabancılar tarafından Kürtlerin bağımsızlığı zahiri maksadı altında yapılmakta olan tezviratın önüne geçmek için de bu hususun şimdiden Kürtlerce malum olması hususu münasip görüldü. Halen yabancı işgali altında bulunan bölgelerden Kilikya'yı, Fransız ve İngilizlerin Arabistan ile Türkiye arasında "eta tampon" vücuda getirmek maksadıyla anavatandan ayırmak arzusunda bulundukları söz konusu edildi. Anadolu'nun en koyu Türk muhiti ve en verimli zengin bir bölgesi olan bu kıtanın hiçbir şekilde ayrılmasına olur verilmeyeceği; Aydın'a gelince, bunun da daha kati bir üstünlükle, vatan parçalarından ayrılamaz olduğu esası genellikle kabul edildi. Trakya meselesine gelince. Burada da İngiliz ve Fransızların, Bulgarlar ile Türkler arasında, gelecekte, bu iki devletin ortaklaşa hareketlerine mani olmak maksadıyla görünüşte bağımsız bir hükümet ve hakikatte sömürge tesisi ve bu halde Doğu Trakya'dan dahi Midye-Enez hattına kadar olan bölgeyi bizden ayırmak arzusunda olmaları ihtimali göz önünde tutuldu. Fakat Edirne'nin Meriç sınırının, bağımsız bir İslam hükümetine ilhak edilmek için dahi olsa, hiçbir şekilde terkine rıza gösterilmemesi esası ortaklaşa tasvip edildi. Bununla beraber, bütün bu madde muhteviyatı hakkında kanun yapma heyetinin vereceği en son karara bittabi itaat edecektir.


  1. Beyanname'nin dördüncü maddesinde Müslüman olmayan unsurlara siyasi hakimiyetimizi ve toplumsal dengemizi ihlal edecek mahiyette imtiyazlar verilmesinin kabul edilmeyeceğine dair olan fıkra ehemmiyetli bir şekilde görüşüldü. Bu kaydın, bağımsızlığımızı fiilen temin için elde edilmesi şart olan bir talep mahiyetinde kabul edilmesi ve bundan yapılacak en ufak bir fedakârlığın bağımsızlığımızı esaslı bir şekilde yaralayacağı ortaya kondu.


    Müslüman olmayan unsurların asırlardan beri sahip oldukları bazı imtiyazların devletin bugünkü acz ve çaresizliği halinde kaldırılmasının müşkül olduğu da nazarı itibara alınmıştır. Adı geçen dördüncü medde de söz konusu olan ve Hıristiyan unsurlara fazla imtiyazlar verilmemesine yönelik olan gaye, elde edilmesi lüzumlu bir hedef olarak kabul edilmiştir.


    Bununla beraber, gerek bu konuda ve gerek hayat hakkımızın müdafaası emrindeki başka taleplerimize ait hususlarda Milli Meclis'in rey ve kararına itaat edilecektir.


  1. Beyanname'nin yedinci maddesine göre, bağımsızlığımız tamamen saklı kalmak şartıyla fenni, sınai ve iktisadi ihtiyacımıza hal şekli bulunması hususu münakaşa edildi. Memleketimize pek çok sermaye dökecek olan bir devletin mali işlerimiz üzerinde bir denetleme hakkına sahip olması zaruri olacağından, yaygınlık derecesi kestirilemeyen bu denetleme hakkının bağımsızlığımızı ve hakiki milli menfaatlerimizi zarara uğratmayacak şekilde mütehassıslarca esaslı bir şekilde düşünülerek sınırlanmasından ve tespitinden sonra Milli Meclis'çe münasip görülecek şekilde kabulü görüşüldü.


  1. 11 Eylül 35 [1919] tarihli Sivas Kongresi kararlarının diğer maddeleri de, Meclisi Mebusan'ın kabulünden geçmesi şartıyla ilanı, esas itibarıyla uygun görüldü.


  1. Bundan sonra 11 Eylül 35 [1919] tarihli Sivas Kongresi kararlarının teşkilat kısmına ait on birinci maddesi muhteviyatı olan Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin vaziyeti ve bundan sonraki şekil ve faaliyet sahası hususu söz konusu oldu. Bu maddede, milli iradeyi hakim kılacak olan Milli Meclis'in kanun yapma ve denetleme haklarına emniyet ve serbesti ile sahip olduktan ve bu emniyet Milli Meclis'çe teyit edildikten sonra Cemiyetin şekli kongre kararı ile tayin edileceği açıklanmıştır.


Burada söz konusu olan kongrenin, şimdiye kadar vuku bulan Erzurum ve Sivas Kongreleri gibi hariçte ayrı bir kongre olması şart değildir.


Cemiyetin programını kabul eden mebuslar, Cemiyetin Nizamname'sinde açıklanmış olan delegeler sayılıp kabul edilerek, yapacakları toplantı, özel kongre yerine geçmiş olabilir.


Millî Meclis'in İstanbul'da tamamen emniyet halinde serbest olarak vazife icra edebilmesi şarttır. Bunun mevcut şartlara göre ne dereceye kadar temin edilebileceği irdelendi. İstanbul'un yabacı işgali altında bulunması hasebiyle mebusların kanun yapma vazifelerini hakkıyla yapmaya pek müsait olamayacağı fikri hasıl oldu. Yetmiş seferinde Fransızların Lyon'da ve son zamanlarda Almanların Vaymar'da yaptıkları gibi barışın imzalanmasına kadar geçici olarak Milli Meclis'in Anadolu-yu şahanede (:Padişah'ın Anadolu'sunda) hükümeti seniyenin münasip göreceği başka bir mahalde toplanması uygun görüldü.


Millî Meclis'in toplanmasından sonra emniyet ve korunma derecesi ortaya çıkacağından, tam emniyet görüldüğü takdirde Cemiyet Heyeti Temsiliyesi'nin kaldırılmasıyla mevcut teşkilatının mesai hedefinin tayini, yukarıda açıklandığı üzere, kongre yerine geçecek olan özel toplantıda kararlaştırılacaktır.


Mebusların seçiminde tam serbesti bulunması lüzumu, hükümeti seniyece emir buyurulmuş olması hesabiyle, seçimlerin icrasında Cemiyet Heyeti Temsiliyesi'nce en küçük bir müdahale vaki olmamaktadır.


Mebuslar arasında İttihat ve Terakki'ye mensup ve o devrin siyasetine karışmış olan şahıslar bulunduğu takdirde, bunların İtilaf devletlerince iyi bir gözle görülmeyeceği tabii olduğundan, bu gibi şahısların mebus seçilmesine meydan verilmemek için Heyeti Temsiliye 'ce yol gösterme şeklinde, münasip şekilde bazı telkinler yapılması uygun olacağı da düşünüldü ve uygun görüldü. Bu konuda kabulü arz olunan tarz ektedir.


İş bu zabıtname iki nüsha olarak Amasya'da yazıldı ve Bahriye Nazırı Salih Paşa hazretleriyle, Heyeti Temsiliye muhterem üyeleri arasında teati edildi.


İmza:

Anadolu ve Rumeli

Müdafaai Hukuk Cemiyeti

Heyeti Temsiliyesi namına

Mustafa Kemal


İmza:

Anadolu ve Rumeli

Müdafaai Hukuk Cemiyeti

Heyeti Temsiliyesi namına

Hüseyin Rauf


İmza:

Anadolu ve Rumeli

Müdafaai Hukuk Cemiyeti

Heyeti Temsiliyesi namına

Bekir Sami "


(...)

"Milletvekilleri arasında, İttihat ve Terakki üyesi ve orduda lekeli şahıslar bulunduğu takdirde, bunların milletvekili seçilmesine meydan verilmemek için, Hey'et-i Temsiliye'ce yol gösterme maksadıyla ve uygun şekilde bazı telkinler yapılmasının yerinde olacağı hesaba katıldı. Hey'et-i Temsiliye'nin bu konudaki yardım şekli de, ayrıca bir formül halinde 3.Protokol olarak şu şekilde tespit edildi:


Amasya 3. Protokolü (Gazi Mustafa Kemal Tarafından, Nutuk, c.III, Vesikalar, Devlet Matbaası, İstanbul, 1934, Vesika No: 160, s.194. / Kemal Atatürk, Nutuk, c.III, Vesikalar, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 1961, Vesika No: 160, s.1113.):


"Toplanacak mebuslar heyeti arasında şahsiyetleri İttihatçılığın kötülükleriyle alakadar ve tehcir (:Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasında zorla göç ettirilmesi) ve taktil (:Çok öldürme, öldürülme) meseleleriyle ve millet ve memleketin hakiki menfaatlerine aykırı başka kötülüklerle lekelenmiş olan kimselerin bulunması doğru olmadığından, buna mani olmak için mümkün olan vasıtalara başvurulabilir. Bu başvurma tarzı şahsi haklara ve kanunî hükümlere tecavüz mahiyetinde olmamalıdır. Hedef alınacak maksat, nezih ve tarafsız zevatın seçilmelerini tercih ve kötü niyetlilerin ve yabancıların hiçbir itiraz ve müdahalelerine meydan vermemek için memleketimizde mevcut bütün siyasi partilerden ve Hıristiyan unsurlardan seçimlere katılmayı temin ile toplanacak meclisin temsili sıfatının her bakımdan bütün memlekete yayılmış olduğunu ispat etmektir. Bu konuda teşebbüs zamanı gecikmiş olduğundan, bundan sonra alınabilecek tedbirler ile masadın tamamen temini mümkün olamayacağı hatıra gelmekle beraber, azami neticenin elde edilmesine gayret sar edilecektir.


22 Teşirinievvel [Ekim] 1919

Bahriye Nazırı

Salih Hulûsi "


(...)

"Gizli sayıldığı için imza altına alınmayan 4.Protokol şuydu:


Amasya 4. Protokolü (Gazi Mustafa Kemal Tarafından, Nutuk, c.III, Vesikalar, Devlet Matbaası, İstanbul, 1934, s.177. / Kemal Atatürk, Nutuk, c.I, Vesikalar, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 1961, s.247-248.):


  1. Bazı kumandanların uzaklaştırılmasına ve bir kısım subayların Divanıharbe verilmelerine dair çıkan padişah iradelerinin ve diğer emirlerin düzeltilmesi.


  1. Malta'ya sürülmüş olanlar hakkında kendi ilgili mahkemelerimizde kanunî takibat yapılmak üzere Dersaadet'e getirilmelerinin vasıtalarına girişme.


  1. Ermeni zalimlerinin de mahkemeye verilmesi (Meclisi Mebusan'a ter olunacaktır).


  1. İzmir'in tahliyesi için merkezi hükümet tarafından yeniden protesto yapılması ve icap ederse gizli talimat ile ahaliye mitingler yaptırılması.


  1. Umum Jandarma Kumandanı, Merkez Kumandanı, Polis Müdürü ve Dahiliye Müsteşarı'nın değiştirilmeleri (Harbiye ve Dahiliye Nezaretlerince).


  1. İngiliz Muhipler Cemiyeti'nin (kapı kapı dolaşıp) ahaliye kâğıt mühürletmelerine mani olmak.


  1. Yabancı parasıyla satın alınmış cemiyetlerin faaliyetlerine ve bu gibi gazetelerin zararlı yayınlarına nihayet verilmesi (bilhassa subayların ve memurların bu gibi cemiyetlere mensup olmalarının katiyen yasaklanması)


  1. Aydın Kuvayı Milliyesi'nin takviyesi ve iaşelerinin kolaylaştırılması ve temini (bu husus Harbiye Nezareti'nce tanzim olunur. Donanma Cemiyeti'nin 400.000 lirasından lüzumu kadarı hükümet tarafından bu maksada tahsis kılınabilir.)


  1. Milli harekâta katılmış memurların her yerde tam sükûnet ve emniyet hasıl oluncaya kadar yerlerinden kaldırılmamaları ve milli emellere muhalif hareket etmelerinden dolayı millet tarafından el çektirilmiş memurların yeni memuriyetlere tayinlerinden evvel hususi surette fikir alışverişi edilmesi.


  1. Batı Trakya göçmenlerinin sevk ve naklinin temini.


  1. Acemî Sadun Paşa ve maiyetinin uygun şekilde güçlendirilmesi.  


(...)

"İmzasız 5.Protokol da, Barış Konferansı'na gidebilecek kimselerin adlarını içine alıyordu. Bununla birlikte, hükûmet bu konuda, ana ilkelere uymak şartıyla serbest bulunacaktı:


Amasya 5.Protokolü:


"Sulh Konferansı'na Gidebilecek Zevatın İsimleri;


Delegeler:

Tevfik Paşa Hazretleri {Reis}

Ahmet İzzet Paşa Hazretleri {Askeri delege}

Hariciye Nazırı {Siyasi Delege}

Reşat Hikmet Bey {Siyasi Delege}


Mütehassıslar Heyeti:

Hâmit Bey {Maliye}

Miralay İsmet Bey {Askeri}

Reşit Bey {Siyasi İşler}

Mühendis Muhtar Bey {Nafia İşleri}

Miralay Ali Rıza Bey {Bahriye Miralayı}

Refet Bey {İstatistik}

Emirî Efendi {Tarih}

Münir Bey {Hukuk müşaviri}

Mütehassıs bir zat {Ticari işler}

Mütehassıs bir zat {Muhtelif mezheplerin imtiyazlarına vâkıf}


Yazı Heyeti:

Reşit Saffet Bey {Maliye eski Özel Kalem Müdürü}

Şevki Bey

Salih Bey

Orhan Bey

Hüseyin Bey {Robert Koleji Türkçe Öğretmeni}"


(...)

"Efendiler, bu görüşmelerimizde tespit edilen esaslar arasında, en önemli noktanın Meclis-i Millî'nin toplanma yeri ile ilgili olduğunun yüksek dikkatlerinizi çekmiş olacağını sanırım.


Meclis'in, İstanbul'da toplanmasının doğru olmadığı konusundaki eski görüş ve kanaatimizi Salih Paşa'ya kabul ve tasdik ettirdik, Ancak, Paşa, kendisi bu görüşe katılmakla birlikte, bu katılışın şahsına ait olup kabine adına şimdiden söz veremeyeceği kaydını da eklemişti Kendisi, kabine üyelerini bu görüşe inandırmak ve katılmalarını sağlamak için elinden geleni yapacağına söz vermiş, başaramadığı takdirde, kabineden çekilmekten başka yapacak bir şey olmadığını söylemiştir.


Salih Paşa, bu konuda başarı sağlayamamıştır.


Meclis-i Meb'usan'ın toplanma yeri konusuna tekrar dönmek üzere Amasya Mülâkatı ile ilgili açıklamalarıma son veriyorum."


Not: Yukarıda okudğumuz "Amasya 2. Protokolü" tutanağı, Amasya'da yazılıp Bahriye Nazırı Salih Paşa Hazretleriyle Heyet-i Temsiliye'nin sayın üyeleri (Mustafa Kemal, Bekir Sami ve Hüseyin Rauf ) arasında karşılıklı olarak imzaladıkları asıl ve tam metindir:




 
 
 

Yorumlar


© 2025 ataturkunizinde.com tüm hakları saklıdır.

bottom of page