Atatürk, 4 Mayıs 1924'te Patrikhane meselesi hakkında New York Herald muhabirine demeç verdi mi?
- 21 Mar
- 3 dakikada okunur

Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa, New York Herald gazetesi muhabirine Patrikhane meselesi hakkında pek mühim beyanatta bulunmuştur. Bu beyanatı naklediyoruz (*):
"Hilafetle beraber Türkiye'de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseleri patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerin ortadan kalkması lazımdır. Hilafet ve bu muhtelif patriklikler asırlardan beri ruhani salahiyet daireleri haricinde muazzam imtiyazlar topladılar. Halkın görüşüne dayanarak bahşedilen haklar haricinde imtiyazlar ile Cumhuriyet idaresinin tatbiki mümkün değildir. Mazide, bilhassa Abdülhamit'in hal'inden sonra Kanunu Esasi'mizi ve Meşrutiyet kanunlarımızı Batı'nın medeniyet makinesini örnek alarak değiştirmeye çok çalıştık. Fakat bu teşebbüsümüz neticesiz kaldı. Zira her adımda patrikhaneler ve hilafet gibi siyasi, dini müesseselerin hakları ile karşı karşıya geldik.
Asırlarca evvel Türk-Müslüman ecdadımız bu memlekette hükümran oldukları zamanlarda siyasi, dini salahiyete sahip reisler tarafından idare edilmekte olan cemaatler buldular. O devirde dini itikatları fatihlerin itikatlarından farklı olan hâkimiyet altındaki unsurlar ile uzlaşma lüzumu hissedilmişti. Bu sebeple bu ilk fatihler, hâkimiyetleri altına aldıkları muhtelif milliyetleri kendi alışılmış dini reisleri vasıtasıyla idare etmeyi münasip buldular ve bu reislere -dini reislere- büyük bir salahiyet verdiler.
Halifenin ve patriklerin bu imtiyazları bu imtiyazları kanunlarımızın esasını teşkil emişti. Bu nizamlar vaktinde tedbir amaçlı bile olsaydı yine bir tehdit teşkil eylerdi. Zira ilerlemelerimizi geciktirdi ve zorlaştırdı ve bu sebeple yalnız Türkiye, Avrupa'da komşusu olan bütün milletler arasında geri kaldı. Hükümeti işlemiyordu. Patrikhanelerin veya hilafetin itirazlarına maruz kalmaksızın hiçbir ıslahat veya ilerici fikir, idare usulümüze ithaf edilemiyordu. Bununla beraber, usullerimizden bazılarının değiştirilmesi zamanı geldi ve o vakit hilafette bütün değişikliklere karşı şiddetli bir husumet keşfettik. Patriklerimizin hiddetini tahrik etmeden eğitim usulümüz değiştirilemezdi. Bunlar yardım maksadıyla daima yabancı hükümetlere müracaat ediyorlardı.
Asırlardan beri Rusya, İstanbul Rum Patrikliği üzerindeki hegemonyası sayesinde işlerimiz üzerinde zararlı bir nüfuz sahibi bulundu. Rum Ortodoks ve Ermeni patrikhaneleri vasıtasıyla idare usulümüz, diğer kilise idareleri meydana getirilmesini elzem kıldı. O vakit Rum-Katolik patrikini ve Yahudi hahambaşılarını tasdike mecbur olduk.
Protestanlık ortaya çıktığı zaman, İstanbul'da bir Protestan kilisesi temsilcisinin bulunmasını kabul zarureti karşısında kaldık ve Rum Patrikhanesi'nin imtiyazlarına benzer imtiyazlar verdik.
Son zamana kadar vergilerimiz kiliseler vasıtasıyla tahsil edilirdi. Yani hükümet, servetleri üzerine vergi kaymakla beraber, vergilerin tahsilini her bölgede özel ruhani reislere terk ederdi.
Diğer bir tabirle, mesela beş yüz Protestandan meydana gelen bir cemaatten bir kütle halinde vergi alınır ve bu vergilerin dağıtımı ve tahsili hakkında bir söz söylenemezdi. Sermaye vergileri de aynı surette toplanmak lazım gelirdi.
Patrikhanelerin ve hilafetin imtiyazlarına göre, hükümet, eğitim usulünü ıslah edemezdi. Türkiye'de yerleşmiş olan her cemaat, ister resmen salahiyet almış bulunsun, ister bulunmasın, kendi dini mekteplerine ve liselerine sahipti ve imparatorluk sınırı dahilinde her millet kendi lisanını ve dinini talim ederdi. Fakat bu mektepler ihanet projelerine hizmet ettiler. Ermeniler, Türk hakimiyeti altında, açıkça bağımsız bir kraliyet lehinde çalışıyor ve yabancı unsurların fiili yardımıyla hayallerinin uygulamaya geçirilmesi için devamlı olarak entrikalarda bulunuyorlardı. Bizimle dört yüz sene birlikte yaşamış olan yerli Rumlar, günün birinde kendilerini kurtarılmamış sayarak Türklerin boyunduruğundan kurtulacakları günü düşünmeye başladılar. Mekteplerinde kendi lisanlarını ve dinlerini talim ettiler ve hakimiyeti altında yaşadıkları hükümeti yabancı saydılar.
Diğer milletlerde de aynı hal vaki oldu. Türkiye'de mektepler ve kiliseler siyasi tahriklerin ocağı idi. Gayrimüslim unsurlar, hatta imparatorluk sınırı dahilindeki Müslüman Araplar, aynı maksatla mekteplerinde Türk lisanının talimini ihmal ettiler. Böyle bir vaziyette İngiltere, Fransa, Amerika veya herhangi bir milletin ne kadar zaman tahammül edebileceklerini sorarız."
Kaynakça (*):
1-Vakit, 4 Mayıs 1924, Numara: 2283, s.1-2.
2-İkdâm, 4 Mayıs 1924, Numara: 9631, s.2.
3-Tevhidi Efkâr, 4 Mayıs 1924, Numara: 4057-1029, s.1-2.
4-"Atatürk'ün Söylev Ve Demeçleri Tamim ve Telgrafları V.", Hazırlayanlar: Sadi Borak - Dr. Utkan Kocatürk, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1972, s.104-106.
Not:
Bu haber hakkında Hâkimiyeti Milliye (8 Mayıs 1924, Numara: 1114, s.2.) ve Anadolu'da Yenigün (8 Mayıs 1924, Numara: 1105, s.2.) 'de şu tekzip yer almaktadır:
"UYDURMA BİR MÜLAKAT!..
4 Mayıs 340 (1924) tarihli gazetelerde Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin New York Herald gazetesi muhabiriyle mülakatına atfen patrikhaneler ve hahamhane hakkında bazı beyanat görülmüştür. Böyle bir mülakat esasen vaki olmamıştır. Dolayısıyla rivayet olunan beyanat tümüyle uydurmadır. Anadolu Ajansı."
Bu tekzip,
Prof. Dr. Nejat Kaymaz tarafından şöyle yorumlanmıştır:
"Metin, o denli Atatürk ifadesi taşıyor ve o denli gerçeği anlatıyor ki, Atatürk, muhabire bu konu hakkında içini dökmüş ve yayımlanmamasını istediği, söz aldığı bir söyleşi yapmış, İstanbul gazeteleri de muhabirden öğrenilen o konuşmayı yayımlamış olabilir."
Dr. Doğu Perinçek:
"Kanımca bu mülakat verilmiş. Fakat Lozan hükümleri açısından sakıncalı olduğu için daha sonra tekzip edilmiş olabilir." (Yorumlar için Bkz. Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cit:16, (1924), s.255.)



Yorumlar