Atatürk'ün Amasya'dan, İstanbul'da bazı kişilere özel mektubu (21-22 Haziran 1919);
- 2 gün önce
- 5 dakikada okunur

"21.6.335
(21 Haziran 1919)
İstanbul'da Bazı Zevata Hususi Mektup
Vatanın parçalanma tehlikesini aynen gösteren safhanın kanlı icraatı, milli vicdanı bir kurtuluş emeli etrafında ve Müdafaai Hukuku Milliye ve Reddi İlhak Teşkilatı adı altında seri bir şekilde toplamaya başlamıştır. Yalnız mitingler vesaire gibi gösteriler, büyük gayeleri hiçbir vakitte kurtaramaz ve ancak sinei milletten fiilen doğan ortak kudrete dayanırsa kurtarıcı olur. Fakat şüphe götürmeyen bir hakikattir ki, bu acı safhayı bu kadar tehlikeli bir şekilde hazırlayan en etkili sebep maalesef payitahtımızdaki muhalif cereyanlar ve Anadolu'nun saf ve mukaddes milli emellerini zararlı bir şekilde yalnızlığa uğratan siyasi ve gayri milli propagandalardır. Kuvayı Milliye'yi bugün için böyle yanlış yollara sevk ile dağıtmanın cezasını vatanımız aleyhinde ve pek çok bir şekilde görmekteyiz. Dolayısıyla İstanbul'un işbu muhalif cereyanları artık Anadolu'ya ve milli emel ve hissiyata hâkim değil, tabi olmak vatani mecburiyetindedir. Ve payitaht İtilaf devletleri tarafından tahliye edilinceye kadar bu mecburiyetin mutlak olduğu kanaatindeyim.
Bu hal bittabi zatı âlilerince de takdir olunur. Yazımda tasvir edilen vaziyet bugün seri ve genel bir kongrenin toplanmasını icap ettirmektedir. Bu davet her tarafa tamim ve ifa kılınmıştır. Devletin parçalanması söz konusu olduğu bir sırada İngiliz propagandasıyla başveren Kürdistan bağımsızlığı gibi cereyanlar dahi haberleşerek taraftarlarını getirtme ve hilafet ve saltanat etrafındaki ortak gayemize davet ve tam mutabakat suretiyle hamt olsun lehimize dönmüş ve kongreye davet olunmuştur. Bu milli ve hayati mesele için İstanbul'da "zatı samileri/zatı âlileri" gibi vatanperver ve söz sahibi düşünürlere teveccüh eden fedakarlık bilhassa pek büyüktür. Bu iyileşme ve milli gaye elde edilinceye kadar acizleri Anadolu'dan ve sinei milletten ayrılamayacağım. Ve bu noktada nihayete kadar bir millet ferdi gibi çalışacağımı millete karşı mukaddesatım adına söz verdim. Ve hiçbir kuvvet bu milli azme mani olamayacaktır. Bu acizane kararımın bütün Anadolu'da iş başında bulunan sorumlu ve kıymetli bütün arkadaşlarımın ortak görüş ve kanaatlerine dayanmakta olduğunu da ilaveten kalpten özel ihtiramlarını teyit eylerim. Efendim hazretleri.
Mustafa Kemal"
Not:
1-)Mustafa Kemal (Atatürk), Nutuk adlı eserinde belirttiğine göre "İstanbul'da Bazı Zevata Hususi Mektup" başlığıyla yayımlanan bu mektup aşağıdaki şu kişilere gönderilmiştir:
(...)
-Abdurrahman Şeref Bey
-Reşit Akif Paşa
-Ahmet İzzet Paşa
-Seyit Bey
-Halide Edip Hanım
-Kara Vasıf Bey
-Nafia Nazırı Ferid (Tek) Bey
-Sulh ve Selamet Fırkası Reisi Ferit Paşa (daha sonra Harbiye Nazırı)
-Cami Bey
-Ahmet Rıza Bey. (Bkz. Kemal Atatürk, "Nutuk" c.1, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 1961, s.35.)
2-)Yunus Nadi (Abalıoğlu), Ruşen Eşref Bey'e dayanarak yayımladığı listede ise bu isimlere ek olarak "Ruşen Eşref (Ünaydın)" ile "Maarif Nâzırı Sait Bey" de yer almaktadır. (Bkz. Yunus Nadi, "Kurtuluş Savaşı Anıları", Erdini Basım ve Yayınevi, İstanbul, Aralık 1978, s.141.) Ruşen Eşref Ünaydın, Millî Mücadele'nin başlangıcında Tâsvir-i Efkâr gazetesinin muhabiri olarak 10 Ekim - 21 Kasım 1919 tarihinde Anadolu'da çeşitli vilayetlerde bulunmuş, 21 Ocak 1921'de Ankara'ya geçerek Millî Mücadele'ye fiilen katılmıştır. Mektubun kendisine gönderildiği tarihte Galatasaray Mekteb-i Sultanisi Edebiyat öğretmenidir.
3-)Ayrıca, (M.E.B.), Tarih Vesikaları, Sayı: 15, Mayıs 1949, Cilt: III, Sayfa: 162-163'ten içeriği aynı olan mektubun Sivas Valisi Reşit Paşa'ya da gönderildiğini de söyleyebiliriz. Mektupta yukarıda okuduğumuz metinden farklı dört yer bulunmaktadır:
*Birincisi, mektubun tarihinin 22 Haziran 335 olmasıdır.
*İkincisi, (Yazımda tasvir edilen vaziyet bugün seri ve genel bir kongrenin toplanmasını icap ettirmektedir.) "yazımda" sözcüğüyle karşıladığımız "Arizamda" sözcüğünün başında "melfüf" (Melfuf arizamda tasvir olunan vaziyet) sözcüğü.
*Üçüncüsü, Atatürk'ün not düştüğü yerde belirtilen hitap şekillerinden birinin kullanılmış olması (Atatürk'ün Notu: "zatı samileri/zatı âlileri" gibi vatanperver ve söz sahibi")
*Dördüncüsü de, "Mustafa Kemal imzasının üstünde yer alan "Üçüncü Ordu Müfettişi / Padişahın Fahri Yaveri / Tuğgeneral" unvanıdır.
"Sivas Valisi Reşit Paşa Hazretlerine
Vatanın tehlikeli inkısamını iyanen gösteren safhasının hunin icraatı, vicdan-ı milliyi bir emel-i halâs etrafında ve Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye ve Redd-i İlhak Teşkilâtı namı altında seri bir surette toplamaya başlamıştır. (Vatanın parçalanma tehlikesini aynen gösteren safhanın kanlı icraatı, milli vicdanı bir kurtuluş emeli etrafında ve Müdafaai Hukuku Milliye ve Reddi İlhak Teşkilatı adı altında seri bir şekilde toplamaya başlamıştır.)
Yalnız mitingler vesaire gibi tezahürat; büyük gayeleri hiçbir vakitte kurtaramaz ve ancak sine-i milletten biilfiil doğan kudret-i müşterekeye istinat ederse rehakâr olur. (Yalnız mitingler vesaire gibi gösteriler, büyük gayeleri hiçbir vakitte kurtaramaz ve ancak sinei milletten fiilen doğan ortak kudrete dayanırsa kurtarıcı olur.)
Fakat şüphe götürmiyen bir hakikattir ki, bu acı safhayı bu kadar mühlik şekilde ihzar edenen müessir âmil maalesef payitahtımızdaki muhalif cereyanlar ve Anadolunun sâf ve mukaddes âmal-i milliyesini muzır bir şekilde infirada uğratan siyasî ve gayrimillî propagandalardır. (Fakat şüphe götürmeyen bir hakikattir ki, bu acı safhayı bu kadar tehlikeli bir şekilde hazırlayan en etkili sebep maalesef payitahtımızdaki muhalif cereyanlar ve Anadolu'nun saf ve mukaddes milli emellerini zararlı bir şekilde yalnızlığa uğratan siyasi ve gayri milli propagandalardır.)
Kuva-yi Milliyeyi bugün için böyle yanlış yollara sevk ile dağıtmanın mücazatını vatanımız aleyhinde ve pek mezbul bir surette görmekteyiz. (Kuvayı Milliye'yi bugün için böyle yanlış yollara sevk ile dağıtmanın cezasını vatanımız aleyhinde ve pek çok bir şekilde görmekteyiz.)
Binaenaleyh İstanbulun işbu muhalif cereyanları artık Anadoluya ev âmal ve hissiyat-ı milliyeye hâkim değil tâbi olmak mecburiyet-i vataniyyesindedir. (Dolayısıyla İstanbul'un işbu muhalif cereyanları artık Anadolu'ya ve milli emel ve hissiyata hâkim değil, tabi olmak vatani mecburiyetindedir.)
Ve Payitaht düvel-i itilâfiye tarafından tahliye edilinceye kadar bu mecburiyetin mutlak olduğu kanaatindeyim ki, bu hal bittabi zat-ı devletlerince de takdir buyurulur. (Ve payitaht İtilaf devletleri tarafından tahliye edilinceye kadar bu mecburiyetin mutlak olduğu kanaatindeyim.)
Melfuf arizamda[*] tasvir olunan vaziyet bugün seri ve umumi bir milli kongrenin in'ikadını icap ettirmektedir. (Bu hal bittabi zatı âlilerince de takdir olunur. Yazımda tasvir edilen vaziyet bugün seri ve genel bir kongrenin toplanmasını icap ettirmektedir.)
Bu davet her tarafa tamim ve ifa kılınmıştır. (Bu davet her tarafa tamim ve ifa kılınmıştır.)
Devletin inkısamı mevzubahis olduğu bir sırada İngiliz propagandasiyle başveren Kürdistan istiklali gibi cereyanlar dahi bilmuhabere taraftaranını celp ve hilâfet ve saltanat etrafındaki gaye-i müşterekemize davet ve tamami-i mutabakat suretiyle lehülhamd lehimize dönmüş ve kongreye davet olunmuştur. (Devletin parçalanması söz konusu olduğu bir sırada İngiliz propagandasıyla başveren Kürdistan bağımsızlığı gibi cereyanlar dahi haberleşerek taraftarlarını getirtme ve hilafet ve saltanat etrafındaki ortak gayemize davet ve tam mutabakat suretiyle hamt olsun lehimize dönmüş ve kongreye davet olunmuştur.)
Bu milli ve hayati mesele için zat-ı devletleri gibi vatanperver ve sahib-i kelâm mütefekkirine teveccüh eden fedakârlık bilhassa pek büyüktür. (Bu milli ve hayati mesele için İstanbul'da "zatı samileri/zatı âlileri" gibi vatanperver ve söz sahibi düşünürlere teveccüh eden fedakarlık bilhassa pek büyüktür.)
Bu gaye-i salâh ve milli istihsal edilinceye kadar âcizleri Anadolu'dan ve sine-i milletten ayrılmayacağıma ve bu noktada nihayetine kadar bir ferd-i millet gibi çalışacağıma millete karşı mukaddesatım namına söz verdim ve hiç bir kuvvet bu azm-i milliye mâni olamayacaktır. (Bu iyileşme ve milli gaye elde edilinceye kadar acizleri Anadolu'dan ve sinei milletten ayrılamayacağım. Ve bu noktada nihayete kadar bir millet ferdi gibi çalışacağımı millete karşı mukaddesatım adına söz verdim. Ve hiçbir kuvvet bu milli azme mani olamayacaktır.)
Bu karar-ı âcizanem umum Anadoluda resikârda bulunan mesul ve kıymettar umum arkadaşlarımın içtihat ve kanaat-i müşterekesine istinat etmekte olduğunu da ilâveten arz ile ihtiramat-ı mahsusa-i kalbiyemi teyit eylerim.
Efendim Hazretleri. (Bu acizane kararımın bütün Anadolu'da iş başında bulunan sorumlu ve kıymetli bütün arkadaşlarımın ortak görüş ve kanaatlerine dayanmakta olduğunu da ilaveten kalpten özel ihtiramlarını teyit eylerim. Efendim hazretleri.)
22 haziran 335 (1919)
Üçüncü Ordu Müfettişi
Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyarî
Mirliva
M. Kemal"
Not:
4-Faik Reşit Unat, "Mustafa Kemal (Atatürk)'ün "Melfüf ariza" dediği yazının 194 sayılı ve 22 Haziran 1919 tarihli tamim olduğunu söylemektedir. (Bkz. "M.E.B.", Tarih Vesikaları, Sayı: 15, Mayıs 1949, Cilt: III, Sayfa: 163.)
194 sayılı ve 22 Haziran 1919 tarihli tamim için okumanızı öneririm: Amasya Kararları (21-22 Haziran 1919) https://www.ataturkunizinde.com/post/amasya-kararlar%C4%B1-21-22-haziran-1919


![Amasya Protokolleri [20-22 Ekim 1919];](https://static.wixstatic.com/media/e74b71_4f5182bd2bd34e57aaf2834d28699c74~mv2.jpg/v1/fill/w_859,h_919,al_c,q_85,enc_avif,quality_auto/e74b71_4f5182bd2bd34e57aaf2834d28699c74~mv2.jpg)
Yorumlar