Atatürk'ün Cumhuriyet'in yıldönümü üzerine Vakit gazetesine demeci (29 Ekim 1924)
- 28 Eki 2025
- 3 dakikada okunur

Ankara, Cumhuriyet'in yıldönümü bayramı içinde mutluluk ve sevinçle çalkalanırken, muhabirimiz bu mesut günün yıldönümünde Reisicumhur Hazretleri'nin intiba, his ve fikirlerini öğrenmek istemiş ve Büyük Millet Meclisi'nin Riyaseticumhur Salonu'nda kabule mazhar olmuştur. Reisicumhur Hazretleri, muhabirimizin muhtelif sorularına karşılık aşağıdaki cevaplarını Vakit'e lütuf buyurmuşlardır. Telgrafla aldığımız bu mülakata aynen yer veriyoruz:
Türk milletinin huy ve geleneğine en uygun olan yönetim, Cumhuriyet idaresidir. Bir yıllık Yaşam, bu gerçeği bütün açıklığıyla ispat etmiştir. Türk milleti hakimiyetini en kapsamlı surette tecelli ettiren yeni idareye kavuşuncaya kadar daima mevcut siyasî müesseselere yabancı kalmıştır. Bunda ne kadar haklı olduğunu anlamamış kimse yoktur, zannediyorum. Çünkü mazinin müesseseleri, başından nihayete kadar milletin başında yumruk tutan bir sürü müstebitler kadrosundan başka bir şey değildir.
Cumhuriyetin ilk senesi beklediğimiz feyzi tamamen vermiş midir? Memleket o kadar yıkık, millet o kadar yıpranmış bir duruma getirilmiştir ki, uzun bir mazinin açtığı bu gedikleri bir sene kadar kısa bir zamanda Cumhuriyet idaresinin dahi tamamen kapatabilmesine elbette imkân olamazdı. Fakat Cumhuriyet'in feyizleri bütün memleketin ufuklarında her kalbe kuvvetli ümitler verebilecek kadar nurludur. Bunu memleketin en kuytu köşelerinde dahi kolaylıkla görmek mümkündür.
Mefkûreyi beyninde daima canlı bulunduranların attığı güçlü ve maddî adımlar esersiz kalmamıştır. Fakat her adımı kısa ve yetersiz görmek, her an daha uzun ve art arda esaslı adımlarla ileriye yürümek bütün vatandaşlarca esas meslek sayıldıkça, israf olunan uzun asırların zayiatını nispeten az zamanda telafi mümkün olacağı kanaatindeyim.
Bugün gelen Vakit'te irticai bazı eğilimleri memnun edebilecek ve ümitlendirebilecek hareketler karşısında, hükümetin ciddî davranacağını tahmin eden bir telgraf vardır. İrticai eğilimler denilmekle galiba Cumhuriyet idaresinden başka bir idareye dönmek değil, fakat o türden idarelerde rol oynayan ve din perdesine bürünen yalancıları ümide düşürecek bazı politikacılar kastolunuyor. Bu irtica sözleri hakkındaki devletlilerinin görüşünü rica edebilir miyim?
Türkiye’de esasen mürteci yoktu ve yoktur; vehim vardı, vesvese vardı. Cumhuriyet'in ilanı ve onun zaruri icaplarından olan kurulması, lüzumsuz müesseselerin lağvı üzerine herkesin açıklıkla gördüğü manzara, o vehim ve vesvese sahipleri için de gönül ferahlığına sebep olmuştur.
Bundan sonra, sadece bir şey hatıra gelebilir. O da, bazı adi politikacıların, hasis menfaatperestlerin o vehim ve hayali uyandırmaya çalışması, o yüzden hırs ve menfaat tatmini düşüncesinden ibarettir.
Temin ederim ki, bütün mevcudiyetimle temin ederim ki, bu gibiler, her ne şekil, suret ve vesileyle olursa olsun, mevcudiyetlerini hissettirdikleri gün, Türk milletinin amansız kahrına hedef olmaktan kurtulamayacaklardır.
Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar.
Mazinin gafletleri, paslı ataletleri, Türkiye halkının beyninden silinmiş olduğundan şüphe ve tereddüde mahal yoktur. Ulaştığımız mesut vaziyetten bir adım geriye gitmek, kimsenin söz konusu etmeye dahi salahiyettar olmadığı kati bir hakikattir.
Türkiye’de cumhuriyet vardır ve Cumhuriyetperverler vardır. Bu mukaddes mevcudiyetleri tahrip edici unsurlar artık Türkiye havasını zehirlenmeden teneffüs edemezler.
Reisicumhur'umuza İstanbul'un özlemi ne kadar derin olacağına şüphesiz vâkıf bulunuyorsunuz; yabancı işgalleri en şiddetli bir zulüm ve yolsuzluk ile devam ederken bile İstanbul, asil İstanbul, Gazi Paşa Hazretleri'nin işaret buyurdukları noktaya bağlı kaldı. İstanbul dehanızın kurtardığı yurtlardan biridir ki, Türk’ün bütün güzel kudretine orada örnekler bulabiliriz. Gazi Paşamızın İstanbul’u ziyaret imkânı hâsıl olduğu zamanlarda bu şereften mahrum kalışı, her ne olursa olsun, İstanbul’u dolduran sevenlerinizi şüphesiz mahzun etmiştir. İstanbul Cemiyeti Umumiyei Belediyesi de son toplantısında bunu arza karar verdi. Bu karar belki yeni bir şey de değildir. Dumlupınar’a gelen heyet reisi demişti ki, “O da ancak Afyonkarahisar Milletvekili Ali Bey’in aracılığı ile orda hazır bulunduklarını arzda fırsat bulabilmişlerdi.”
İstanbul’un bu samimi özlemini tatmine inayet buyurmaz mısınız?
Dumlupınar'a gelen heyetin herhangi bir davetini öğrenmiş değilim. Herhalde İstanbul'a gelmemiş, gelmemişsem, mutlaka henüz o ziyareti erteleyecek ciddi sebepler ve meşguliyetler olduğunu kabul etmek lazımdır. İstanbul'a mutlaka gideceğim. Yalnız oraya ziyaretimin, oradaki huzurumun İstanbul için faydalı olabileceği bir zamanı seçmek istiyorum. Maksadı yalnız bir ziyaretle sınırlı olarak değerlendirseydim, onu her vakit temin mümkün olabilirdi. Tasavvur ettiğim zaman uzak olmayacaktır.
Vakit, 31 Ekim 1924, Numara: 2457, s.1. Eski yazı metin Musa Sarıkaya tarafından okunmuştur.



Yorumlar