Atatürk'ün, eski Bulgar Harbiye Nazırı General Goleman (Kleman) Boyacıyef'e mektubu (Ankara, 26/4/338 {1922});
- 5 gün önce
- 5 dakikada okunur

Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938), ünlü Türk devlet ve siyaset adamı, büyük bir asker, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ilk Cumhurbaşkanıdır.
Tartışılmaz otoritesiyle O, "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" özdeyişine bağlı olarak gerçekleşen Türk iç ve dış siyasetinin esaslarının oluşumunda büyük ölçüde söz sahibidir. Mustafa Kemal Atatürk'ün döneminde Türkiye barışsever bir ülke olarak, Balkanlar ve Yakın Doğu'da barışın korunmasında önemli rol oynamıştır.
Balkan Savaşları (1912-1913) sona erip Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında 29 Eylül 1913'te "İstanbul Bulgaristan - Türkiye Antlaşması" imzalandıktan sonra, Atatürk Sofya Elçiliği Askeri Ataşeliğe atanmıştır. 27 Ekim 1913 tarihinde bu göreve tayin edilen Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal'in görevi; Bulgaristan ve diğer Balkan ülkelerinin ordularının eğitimi, silahlandırılması, askeri-siyasi durumları ile yetenek bve niteliklerini tanımakla birlikte, Türk Savunma Bakanlığı'nın bu atamadan beklediği en önemli sonuç, Bulgarlarla Osmanlı Devleti arasında askeri sorunların çözümlenmesiydi. İlk günden itibaren büyük bir titizlikle görevine sarılan Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve başlangıcında başta Bulgaristan olmak üzere diğer Balkan ülkelerinin takip ettiği politikalar hakkında İstanbul'a yüzden fazla rapor, bilgi notu ve telgraf gönderilmiştir.
Mustafa Kemal'in başarısı, Bulgar Savunma Bakanı General Goleman Boyaciyev'in kendisine yazdığı 25/4/338 tarihli mektubunda (günümüz Türkçesiyle) şöyle dile getirilmektedir:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti
Matbuat ve İstihbarat Müdiriyet-i Umumiyesi
Mahalli yazı 5/1063
Ankara'da Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine
Tahrirata 25/4/338
Münasip bir cevap
Devletmeab!
1914 senesinde Yunanlılar aleyhinde Türkiye ile Bulgaristan arasında bir muhade-i askeriye akdetmek üzere Sofya'ya geldiğiniz zaman siyasî ve askerî noktai nazardan pek mühim o anda aramızda hasıl olan muarefeyi ümit ederim ki derhatır buyurursunuz. (1914 yılında Yunanlılar'a karşı, Türkiye ile Bulgaristan arasında bir askeri anlaşma yapmak üzere Sofya'ya geldiğiniz zaman, siyasi ve askeri bakımdan pek önemli olan o anda, aramızda doğan dostluğu umarım hatırlarsınız.)
O vakit, bedeniz Harbiye Nazırı bulunuyordum. Siz ve Bulgar Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi mukavelenamenin metnini tanzim ile meşgul bulunuyordunuz. Hatta bazı noktalarda zatınızla Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi arasında tehaddüs eden ihtilafatı telif için birçok defalar müzakeratınıza iştirak etmek fırsatına nail oldum. Derhatır ediyorum ki muhtelif projelerde zatı alinizin tarafını iltizam eyliyordum. Zira fünun-u askeriyedeki vukuf ve dehâyı tammeniz sayesinde kıtaatımızın harekâtı müşterekeleri için muktezi prensipleri zatı devletleri daha iyi takdir buyuruyordunuz. Vazife-i mevdualarını muvaffakiyetle icra ve ikmal ederek İstanbul'a esnayı azimetinizde zatı alilerine gönderdiğim bir mektupla hakkınızda en halis temenniyatımı iblağ ile beraber vatanınızın mukadderatı atiyesinde parlak bir mevki sahibi olmanız ümidinî de izhar eylemiştim. (O vakit bendeniz Harbiye Nazırı bulunuyordum. Siz ve Bulgar Genel Kurmay Başkanı sözleşmenin metnini düzenlemekle meşgul bulunuyordunuz. Hatta, bazı noktalarda sizinle Genel Kurmay Başkanı arasında çıkan anlaşmazlığı gidermek için birçok defalar görüşmelerinize katılmak fırsatını bulmuştum. Hatırlıyorum ki, muhtelif tasarılarda yüksek şahsınızı tutuyordum. Zira, askerî teknikteki bilginiz ve tam dehanız sayesinde, kıtalarımızın ortak harekâtı için gereken prensipleri Ekselansınız daha iyi takdir buyuruyordunuz. Size verilen vazifeleri başarı ile bitirerek İstanbul’a hareketiniz sırasında yüksek şahsınıza gönderdiğim bir mektupla, hakkınızda en iyi dileklerimi ulaştırmakla birlikte, vatanınızın gelecekteki kaderinde parlak bir yer tutmanız ümidimi de açıklamıştım.)
Bütün dünyanın nazarları zat-ı samilerine müteveccih bulunduğu ve bütün alem-i islâm pek büyük ve pek hayretengiz mücahedat-ı kahramanenizi tebcil ve takdir ettiği bu sırada temenniyatımın husul pezir olduğunu görmekle fevkalade mesrur ve müteheyyic oluyor, muvaffakiyatı vakılarından dolatı zatı devletinizi sureti halisanede tebrik şitab eyliyorum. Ve mukaddes davanızda nihai zaferi istihsal ve düşmanlarınızı kamilen imhaya husul-ı muvaffakiyetiniz zımnında müzaret-i sübhaniyesine nail etmesini cenab-ı haktan bir defa daha niyaz ve temenni ediyorum. (Bütün dünyanın gözlerinin Ekselanslarına yöneldiği ve bütün İslâm dünyası, pek büyük ve hayret verici olan kahramanca mücadelelerinizi kutladığı ve takdir ettiği bu sırada, dileklerimin gerçekleştiğini görmekle pek çok sevindim ve heyecanlandım. Başarılarınızdan dolayı Ekselansınızı candan kutlarım ve kutsal davanızda kesin sonucu almanız, düşmanlarınızı yok etmeniz yolunda Ulu Tanrı ‘nın yardımcı olmasını bir defa daha dilemekteyim. Bu zafer dakikası muhakkak gelecek ve beklediğimizden daha çabuk erişecektir.)
Bu dakika-i zafer muhakkak gelecek ve beklediğimizden daha çabuk gelecektir. Bu hususta size müfid olabilmekle ne kadar bahtiyar olacağımı ve müşterek düşmanımızın bu müstakbel inhizamında hazır bulunmayı ne kadar arzu ettiğimi tasavvur ve tahayyül edemezsiniz. Mamafih ve bu temaşagahtan pek uzak bulunuyorum. Siyasî kana'atlerimden dolayı hükümetim tarafından hakkımda Divan-ı Ali huzurunda takibat icra edilmekte olduğu cihetle Avusturya'da, Viyana kurbünde Baden kasabasınâ ilticaya mecbur kaldım. Hadisat-ı siyasîyeyi buradan takip eyliyorum. İstihsal edeceğiniz muvaffakiyat-ı siyasette bütün mağrur ve mazlum milletlerin gasb ve pamal edilmiş hukukların iade edileceği zamanın hûlûl edeceğini ümid eyliyorum. Galibiyet taciyle tetevvüç edecek olan kahraman ordunuz bu suretle yalnız vatanınıza değil müşterek düşmanlarımızın gûnagün mezalimi altında inlemekte olan bütün şark'a nimet-i sulh ve salahı iade ve temin etmiş olacaktır. (Bu bakımdan size yararlı olabilmekle ne kadar mutlu olacağımı ve ortak düşmanımızın gelecekteki yenilgisinde hazır bulunmayı ne kadar istediğimi belki düşünemez ve anlayamazsınız. Siyasi inançlarımdan dolayı, hükümetim tarafından, hakkımda yüce divan önünde takibat yapılmakta bulunulduğundan Avusturya’da Baden şehrine sığınmak zorunda kaldım. Siyasi olayları burada izliyorum. Elde edeceğiniz başarılar sayesinde zulüm görmüş bütün milletlerin zorla alınmış haklarının geri verileceği zamanın geleceğini ümit ediyorum. Galibiyet tacıyla taçlanacak olan kahraman ordunuz, böylece yalnız vatanınıza değil, ortak düşmanlarımızın her gün artan zulümleri altında inlemekte olan bütün Doğu’ya, barış ve kurtuluş nimetlerini geri vermiş ve temin etmiş olacaktır.)
Samimi selamlarımı ve pek derin hissiyat-ı ihtiramkaranemi mazhar-ı lütfu kabul buyurunuz. Devlet me'ab. (Samimi selâmlarımı ve pek derin saygılarımı kabul buyurunuz Ekselans.)
(...) General
Goleman Boyaciyev."
Bulgar Savunma Bakanı General Goleman Boyaciyev'in mektubunda belirttiği gibi, Mustafa Kemal, Bulgar Harbiye Nazırı üzerinde iyi bir intiba bırakmıştır. Bu olumlu hava, başta Çar Ferdinand olmak üzere ilişki kurduğu diğer çevrelerde de devam etmiştir. Nitekim Mustafa Kemal, Çar tarafından "Mukaddes Aleksandr" nişanı ile ödüllendirilmiştir. Ayrıca Çar, Sofya orduevindeki maskeli balosuna Yeniçeri kıyafetiyle katılan Mustafa Kemal'e teşekkür ederek kendisine gümüş tabakasını armağan etmiştir. 2 Şubat 1915 tarihine kadar Askeri Ataşe olarak Sofya'da kalan Mustafa Kemal, diğer Bulgar yöneticileri ile yakınları ve Bulgaristan'daki Türklerle de iyi ilişkiler kurmuştur. Ayrıca Mustafa Kemal I. Dünya Savaşı'nda Bulgaristan'ın Üçlü İttifak kuvvetleri yanında savaşa girmesinde etkili olmuştur.
Atatürk'ün eski Bulgar Savunma Bakanı General Goleman Boyaciyev'in 25/4/338 tarihli mektubuna verdiği cevap ise şöyledir:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti
Kalemi Mahsus Müdüriyeti
Adet
Mektup
Ankara
26.4.338 [1922]
Eski Bulgar Harbiye Nazırı General Goleman Boyaciyef Cenapları'na
15 Mart 338 (1922) tarihli mektubunuzu memnuniyetle aldım. Okudukça mazimin tatlı hatıraları hafızamda yeniden canlandı.
Şimdiki Bulgar hükümetinin hakkınızda icra etmekte olduğu takibatın lehinize netice vereceğine hiç şüphe etmem. Siyasi kanaatiniz dairesinde milletinizin ve iki komşu hükümetin menfaatlarına uygun hizmetlere müsait olacak zaman uzak değildir. 1914 senesindeki mesaimiz esnasında sizden gördüğüm kolaylık ve yardımı hatırlayarak, bu defa da ortak düşmanımızın tepelenmesi için birlikte çalışmak arzusunu göstermenizden pek mütehassis oldum. Gerek şahsım, gerek Türk ordusu hakkındaki samimi hissiyat ve temennilerine teşekkür ederim. İhtiramlarımın kabulünü rica eylerim. Efendim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Başkumandan
M. Kemal."
Kaynakça: TC Cumhurbaşkanlığı Arşivi, A: III-7, D: 18, F: 86'dan fotokopisiyle birlikte aktaran: Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk ve Türk-Bulgar İlişkileri (1913-1938), TC Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Yayın No: 16, Ankara, 2002, s.225 ve s.752.



Yorumlar