top of page

Büyük Taarruz Öncesi Akşehir'de Düzenlenen Bir Futbol Maçı (28 Temmuz 1922) ve Bu Maçın Millî Mücadelemiz Açısından Önemi;

28 Tem
5 dakikada okunur
Atatürk ve Komutanlar Büyük Taarruz Öncesinde Akşehir'de (27/28 Temmuz 1922)
Atatürk ve Komutanlar Büyük Taarruz Öncesinde Akşehir'de (27/28 Temmuz 1922)

'Akşehir', İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan tarihi öneme sahip şehir merkezlerimizden biridir. İstanbul'u Anadolu'ya bağlayan kara ve demiryolu üzerinde yer almaktadır. Bu özelliklerinden dolayı 9 ay 10 gün Batı Cephesi karargâhına ev sahipliği yaparak, bağımsızlık mücadelemizin kazanılmasında hayati bir rol oynamış, Türk tarihindeki 'kader anına imza atan ve ev sahipliği esaret zincirlerinin kırıldığı son atağın başlangıcı olmuştur.


Akşehir, 1921 yılı Kasım ayı ortalarında Alagöz’den Akşehir’e taşınan Başkomutanlık ve Batı Cephesi Karargâhı, 24 Ağustos 1922 tarihine kadar karargâh görevini ifa etmiştir.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa, 1921 yılı Kasım ayı ortalarından 24 Ağustos 1922 bu tarihleri arasında birçok kez Akşehir’e gelerek, Büyük Taarruza ilişkin strateji ve planları burada belirlemiş; belki de resmî sıfatla ilk futbol maçını burada seyretmiştir.


Atatürk'ün Akşehir'e geliş tarihlerden birisi de 23 Temmuz 1922 günüdür.


Her gittiği yerde, her attığı adımda yanında olan ve üstteki resim karesinde de bulunan Yaver Salih Bozok, anılarında söz konusu futbol maçından bahsetmemiş 23 Temmuz 1922 günü Atatürk'le beraber Akşehir'e gelişleri ve sonrasında yaşananları şöyle hikaye etmiştir:


"...Afyon taarruzundan 15 gün önce Gazi M. Kemal Paşa taarruza hazırlık emrini vermek ve kumandalarla bizzat görüşmek üzere Akşehir'de bulunan Garp Cephesi'ne gitmiştik. Trenden Biçer istasyonunda inerek otomobille Sivrihisar üzerinden Akşehir'e gidiyoruz. Trenden inip otomobile bindiğimiz zaman M. Kemal Paşa derin bir nefes aldılar. Kendilerine, <<Rahatsız mısınız Paşam?>> dedim. <<Değilim>> dediler. <<O halde bir şey düşünüyorsunuz galiba?>> deyince şunu söylediler:


<<Düşündüğümü tatbik edecek zamana malik olursam cihanın gözlerini kamaştıracak bir manzara-yı askeriyye (askerî görünüm) husule gelecektir.>>


Paşa'nın bu cevabı üzerine mühim kararlar ve mühim hadiseler arifesinde olduğumuzu anladım. Nitekim Akşehir'e varışımızın ertesi günü İsmet Paşa'nın karargâhında bütün kumandalar toplanarak 15 gün sonra Afyon cephesine taarruz etmeye karar verildiğini öğrendim.


Akşehir'de çok kalmadık. Bir kaç gün sonra Ankara'ya döndük. Ve 15 gün sonra da taarruzda bulunmak üzere bir gece yarısı Çankaya'dan otomobillerle Konya'ya oradan da Akşehir'e hareket ettik. Fakat bu hareketimiz iki gün kadar gizli tutuldu. Ve o günlerde bunun gizli kalabilmesi için M. Kemal Paşa tarafından güya Çankaya'da bir çay ziyafeti verileceği duyurulup yayılmıştı ki sonradan bunun bir manevra olduğu gazetelerde yazılmıştı. Yapılan taarruz neticesiyle de hakikatten Paşa'nın 15 gün önce otomobilde bana söyledikleri gibi cihanın gözlerini kamaştıracak bir <<manzara-yı askeriyye>> husule gelmiştir. Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zaferi bütün teferruatıyla bilindiği için, o günleri uzun uzun anlatmayacağım. Ben daha özel hatıraları belirtmeye çalışıyorum."


Yaver Salih Bozok, 23 Temmuz 1922 gününü ve sonrasında yaşananları yukarıda yazdığımız gibi hikaye etmiştir (Bkz. Salih Bozok - Cemil S. Bozok, "Hep Atatürk'ün Yanında", Çağdaş Yay. Mayıs 1985, s.195.)



Büyük Atatürk ise Büyük Nutuk'ta, 23 Temmuz 1922 günü ve sonrasında yaşanan olayları ve gelişmeleri şöyle aktarmıştır:


[...]

"Konya'ya gelmiş olan General Townshen'in isteği üzerine, kendisiyle görüşmek dolayısıyla yola çıkıp Ankara'dan 23 Temmuz 1922 akşamı Batı Cephesi Karargâhının bulunduğu Akşehir'e gittim. Savaş konusunda, Genelkurmay Başkanın da bulunduğu toplantıda, görüşmeyi uygun gördük.


Ben, 24 Temmuz'da Konya'ya gittim. 27'de yine Akşehir'e döndüm. Fevzi Paşa Hazretleri de 25 Temmuz'da Akşehir'e gelmişti. 27/28 Temmuz gecesi birlikte sürdürdüğümüz görüşme sonunda, saptanmış plan gereğince, saldırmak üzere, 15 Ağustos'a değin bütün gerekenleri bitirmek için çalışmayı kararlaştırdık.


28 Temmuz 1922 günü öğleden sonra yaptırılan bir ayaktopu (futbol) maçını görmeleri ileri sürülerek ordu komutanları Akşehir'e çağırıldı.


28/29 Temmuz gecesi komutanlarla genel olarak saldırı konusunda görüştüm. 30 Temmuz 1922 günü Genelkurmay Başkanı ve Batı Cephesi Komutanlarıyla yeniden görüşerek saldırının yöntem ve ayrıntılarını saptadık. Ankara'dan çağırdığımız Milli Savunma Bakanı Kâzım Paşa'da, 1 Ağustos 1922 günü öğleden sonra geldi. Ordu hazırlığının bitirilmesinde Milli Savunma Bakanlığı'na düşen işler saptandı (Bkz: Mustafa Kemal ATATÜRK, "Nutuk (Söylev)", İsmet Zeki Eyüpoğlu'nun Türkçesiyle, Tam Metin 5.Baskı, Say Yay. İstanbul 2004., s.506)".


Prof. Dr. Osman Akandere, "Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Konya" adlı eserinde; 'Büyük Taarruz öncesi Akşehir'de düzenlenen bir futbol maçı ve bu Maçın Millî Mücadelemiz açısından önemi' ne başlığıyla şöyle değinmiştir:


"Millî Mücadele'de futbolcular"
"Millî Mücadele'de futbolcular"

"... Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa, Garp cephesi komutanı İsmet Paşa'dan düşmanın dikkatini ve kuşkusunu çekmeyecek bir bahane ile ordu ve kolordu komutanlarını Akşehir'e çağırmasını istemiştir. Çünkü Mustafa Kemal Paşa bu münasebetle taarruz planı hakkında çekinceleri olan komutanlarla yüz yüze görüşerek onları ikna etmek düşüncesindeydi.


Hemen harekete geçen Batı Cephesi Kumandanı cephe karargâhına talimat vermiş ve onlardan komutanları Akşehir'e çağırarak ilginç bir öneri bulmalarını istemişti. Çok geçmeden cephe karargâhı istenilen ilginç gerekçeyi bulmuştu. Bu "Akşehir'de düzenlenecek bir futbol maçı" idi. Türk ordularının Yunanlılara karşı yapacağı bir büyük taarruzun hazırlıklarını yaptığı o uzun süreç içerisinde "futbol maçları" cephedeki subay ve askerler arasında oldukça yaygın bir spor eğlence vasıtası olmuştu. Nitekim bilhassa tatil günleri cephedeki alaylar ve tümenler bir birleriyle kıran kırana geçen iddialı maçlar yapıyorlardı. Bu nedenle yapılacak bir futbol müsabakası çok fazla dikkat uyandırmayacaktı. Bu maksatla 28 Temmuz 1922 günü Akşehir'de bir futbol maçının düzenlenmesi ve böylece ordu ve kolordu kumandanlarının dikkatleri çekmeden Akşehir'e gelmelerinin sağlanması kararlaştırılmıştı.


Nitekim Anadolu Ajansı ve gazeteler aracılığıyla memlekete ve dış dünyaya 28 Temmuz 1922 günü Garp Cephesi Karargâhı olan Akşehir'de bir futbol müsabakasının düzenlendiği duyurulmuştu.


Maçı, Akşehir'de bulunan ordu birliklerinin çok sayıdaki subay ve askerleri izlemiştir. Ayrıca Akşehir halkı da yapılan bu maça büyük bir alaka göstermiştir. Gerçekten de kalabalık bir halk kitlesi maçı izlemek için Akşehir sahasına gelmiştir.


28 Temmuz 1922 günü yapılan bu futbol maçını başta Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa, Birinci Ordu Kumandanı Yakup Şevki Paşa, İkinci Ordu Kumandanı Nurettin Paşa, Garp Cephesi Kurmay Başkanı Asım Bey (General Asım Gündüz) ve bazı kolordu kumandanları izlemiştir.


Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu futbol maçını büyük bir alaka ve memnuniyetle izlemiştir. Aynı alaka ve memnuniyetin diğer kumandanlarda da görüldüğünü, akımlara yapılan coşkulu tezahürat göstermiştir. Hazırlanan tribünün ikinci sırasına ise Cephe Kurmay Başkanı Miralay Asım (Gündüz), Birinci Kolordu Kumandanı Miralay İzzettin Bey, Dördüncü Kolordu Kumandanı Miralay Kemalettin Sami Bey ile cephe, ordu ve kolorduların diğer üst rütbeli subayları oturmuşlardı.


Futbol sahasının zemini topraktı. Kalelerde ise file yoktu. Sahanın üç yanını ise genç subaylar, havacılar, doktorlar, astsubaylar, askerler, işçiler, şoförler ve bazı meraklı Akşehirliler çevirmişti. Hakem ve oyuncular uzun şortlar giymişlerdi.

Futbolcuların ayaklarında bot, yarım çizme ya da postal vardı. Tarafların biri kırımızı formalıydı. Öteki takımın oyuncuları da beyaz forma giymişlerdi. Kalecilerin dizlerinde sargı bezlerinden yapılmış dizlikler vardı.

Maçın başında cephe karargâhı subaylarından oluşan takımın oyuncuları ve kolordular karması diye adlandırılan takımın oyuncuları tribündeki komutanları ve bilahare de sahanın üç yanındaki seyircileri selamladılar. Bilahare başlayan maç çok zevkli geçmiş ve nihayetinde takımlar 2'şer gol atmışlardı. Yani maç 2-2 bitmişti. Yapılan maçtan futbolu bilenler kadar bilmeyenlerde büyük bir zevk almışlardı.


Akşehir'de düzenlenen ve yukarıda anlattığımız şekilde cereyan eden futbol maçının dışında farklı bir anlatımda Akşehirlilerce anlatılmaktadır. O günleri yaşamış olan Aşçı Hoca'nın Necati lakabıyla anılan Necati Erçelebi "Atatürk ve komutanlar Ulu Cami'de Cuma namazı kıldı. Namazdan sonra halkla beraber İstasyon yolunun yanındaki Atatürk'ün kaldığı Derviş Bey'in evinin arkasındaki arazide Garp Cephesi Karargâhının zâbit ve gedikli çavuşları ile Akşehirli gençler maç yaptılar. Ağabeyim Kara Mustafa da oynadı. Maçı seyreden Akşehir Halkı "Paşa, Yunanlılara Türk askerinin harple ilgilendikleri yok, futbol maçıyla vakit geçiriyorlar dedirtmek için bu planı yaptı" demişlerdi. Aslında da böyleydi diyerek yapılan futbol maçının Garp Cephesi Karargâhı ile Akşehirli gençler arasında yapıldığını anlatmaktadır.


Atatürk'ün seyrettiği bu ilk futbol maçı, Millî Mücadele açısından oldukça önemli olan, hayati bir toplantının kamuflesinde vesile olmuştur. Gerçekten de Başkumandan ve diğer üst rütbedeki ordu kumandanlarının futbol maçını seyre gidecekleri yolunda gazetelerde çıkan haberler, başta Yunanlılar olmak üzere İngilizlerin ve diğer İtilâf devletlerinin "Türklerin, daha bir süre taarruza girişmeyecekleri yolundaki" kanaatlerini daha da kuvvetlendirmiştir. Nitekim Amerika'nın eski Ankara Büyükelçisi olan General Sherill "Gazi Mustafa Kemal" adlı eserinde bu konuda şunları söylemektedir: "Bu yoldaki haberler gazetelerde ön planda yer alıyor ve yayılıyordu. Bu söylentiler Türk ordusunun daha bir süre herhangi bir harekette bulunmayacağı kanaatini uyandırıyordu. Bilhassa Yunanlılar böyle düşünüyorlardı. Dünya basını da "kayıtsızlığa alışmış ve tefessüh etmeye (kokuşmaya) başlamış Türklerden ne beklenir ki" diyordu..."



 
 
 

Yorumlar


© 2025 ataturkunizinde.com tüm hakları saklıdır.

bottom of page