Misak-ı Milli (28 Ocak 1920) İle İlgili Belgeler (19 Ocak - 17 Şubat 1920):
- 28 Oca
- 13 dakikada okunur

Bu bölümde, ilk taslağını Mustafa Kemal Paşa'nın kaleme aldığı ve 28 Ocak 1920 günü Osmanlı Meclisi Mebusan'ın özel ve gizli bir toplantısında mebuslarca imza edilerek kabul edilen Misakı Milli Kararları ile
Meclisi Mebusan'ın 17 Şubat 1920 tarihli oturumunda iç ve dış kamuoyuna açıklanması kabul edilen ve o günkü zabıtlara giren Misakı Milli metni ilgili belgeleri okuyacağız.
İlk iki belge, aynı zamanda Müdafaa-i Hukuk Grubu Programı olarak düşünülmüş Misakı Milli taslaklarıdır. Son üç belge ise, Meclisi Mebusan'da kabul edilen Misakı Milli Kararı'nın değişik metinleridir; aralarında çok küçük farklar bulunmaktadır.
Belgelere geçmeden önce Misakı Milli'nin hazırlanması ve kararlaştırılması ve açıklanması süreci özetle hatırlayalım:
(...)"Osmanlı Devleti’nde 1876 Kanun-ı Esasi ile iki meclisli bir parlamento kurulmuştu. Meclis-i Mebusan olarak anılan ”Heyet-i Mebusan” meclisin seçimle gelmiş üyelerden oluşan kanadıydı, diğer kanat ise ”Heyet-i Âyan”dı. Yetkileri ve işlevleri bakımından tam bir millet meclisi niteliğinde olmayan meclisin üyeleri Kanun-ı Esasi yerine padişaha bağlılık yemini ederek göreve başlıyorlardı. Padişah, meclisin gösterdiği adaylar arasından başkanı seçip atadığı gibi meclisin süresini kısaltma yetkisine de sahipti. Yasa önerisi getirmek için Padişah’tan izin almak gerekiyor ve yasalar konusunda mutlak yetkisi yine Padişah’ın elinde bulunduruyordu.
İlk kez 19 Mart 1877 tarihinde toplanan Meclis-i Mebusan, aynı yılın 28 Haziran’ında çalışmalarını tamamlayarak dağılmıştı. İkinci dönem meclis çalışmaları 13 Aralık’ta başlamış; II. Abdülhamid’in çeşitli gerekçelerle meclisi tatil etmesi üzerine 13 Şubat 1878’de tekrar dağılmıştı. Bu durum II. Meşrutiyet’in ilanına kadar sürmüş, ülkede meclise dayalı bir yönetim uygulanmamıştır.
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yapılan seçimlerle oluşan yeni meclis 17 Aralık 1908’de toplanmış, 1909 yılında Kanun-ı Esasi’de yapılan değişiklikle Meclis’i Mebusan’a kendi başkanını seçme ve Padişah’tan izin almadan her konuda yasa önerisi getirme yetkisi tanınmıştır. 23 Temmuz 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet döneminde, zamanla İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin denetimi altına giren meclis, 1912’de ve tekrar 1918’de feshedilmişti.
Mustafa Kemal Paşa, Müdafaa-i Hukuk yanlılarının çoğunlukta olduğu bu son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın, Anadolu’da toplanmasını istemiş, ancak meclis 12 Ocak 1920 günü İstanbul’da son kez toplanarak açılmıştı. Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın açılışı nedeniyle Heyet-i Temsiliye adına Meclis Başkanlığına aşağıdaki 14 Ocak 1920 tarihli telgrafı çekmiştir:
”… Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Örgütü altında kuvvetlerini, emellerini ve ruhlarını birleştirmiş olan millet, bugünden itibaren yalnız kendi iradesini temsil ve bilfiil hâkim kılacak olan Meclis’in koruyucusu vaziyetindedir ve bağımsızlık ve varlığının sonuna kadar savunulması yolunda onun en fedakâr bir dayanağıdır.”
Tarihimizin ve medeniyetimizin özeti olan İstanbul, 16 Mart 1920 günü ikinci kez işgal edilmesi üzerine ”Osmanlı Meclis-i Mebusanı” 18 Mart 1920’de son toplantısını yaparak çalışmalarına ara verme kararı almıştı. Zaten bu sıralarda milletvekillerinin bir kısmı da İngilizler tarafından tutuklanmış, 11 Nisan 1920’de ise Padişah iradesiyle feshedilmişti.
Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın 12 Ocak 1920’deki son açılışından kısa bir süre sonra, yani 28 Ocak 1920 günü, İstanbul’da gizlice toplanmıştır. Bu gizli toplantıda, Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın tek başarısı ve şerefli hatırası Atatürk’ün hazırladığı ve ”Felah-ı Vatan Grubu” nun meclise sunduğu ”Ulusal Ant” (Misak-ı Milli)’nin kabulü ile ilan edilerek, 17 Şubat 1920 günü yabancı parlamentolara ve basına bildirilme kararı alınmıştır.
Misakı Milli esasları ilk haliyle Erzurum ve Sivas kongrelerinde kararlaştırılmıştır.
Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığındaki Heyeti Temsiliye 'nin Ocak 1920'nin ilk günlerinde Ankara'ya gelen mebuslarla yaptığı görüşmelerde, Meclisi Mebusan'da kurulması planlanan Müdafaa-i Hukuk Grubu programı saptanarak Hüsrev Bey'e (Gerede) verilerek İstanbul'a gönderilmiştir. Ancak, Mustafa Kemal Paşa'nın ve Heyeti Temsiliye üyelerinin imzaladığı bu taslağın daha sonra İngilizlerin eline geçmemesi için Ankara'ya geri gönderildiği belirlenmektedir. O metinle Mustafa Kemal Paşa'nın yazdığı 19 Ocak 1920 tarihli taslağın içeriğinin aynı olup olmadığı saptanamamıştır.
Daha sonra İsmet Bey'in (İnönü) yazıp Mustafa Kemal Paşa'nın imzaladığı 21 Ocak 1920 tarihli "Müdafaa-i Hukuk Grubu Programı" taslağı da İstanbul'a gönderilmiştir.
Meclisi Mebusan 12 Ocak 1920 günü açılır. 22 Ocak 1920 günü yapılan özel ve gizli toplantıda Mustafa Kemal Paşa'nın gönderdiği "Grup Programı" okunur ve izleyen günlerde gerçekleşen bir dizi değişiklikler yapıldıktan sonra 28 Ocak 1920 günü gerçekleşen özel ve gizli toplantıda, Erzurum Mebusu Celalettin Arif ve 121 (veya 120) mebusun imzalarının bulunduğu "Aht ve Misakı Milli" Kararı kabul edilir.
28 Kânunusani 1336’da Osmanlı Meclis-i Mebusan Reisi ve Erzurum Mebusu Celâleddin Arif Bey tarafından imzalanan ”Ulusal Ant” (Misak-ı Milli)’in ön sözünde şöyle deniyor:
”Aşağıda imzası bulunan Osmanlı mebusları, devlet ve milletin haklı ve sürekli bir barışa kavuşabilmesi için imza atılabileceği son fedakârlıkların sınırını aşağıda bildirir ve bu ilkeler dışında Osmanlı saltanatı ve toplumun yaşamasını imkânsız sayar;
1-Erzurum Mebusu,
Celâleddin Arif
2-Gelibolu,
Celâl Nuri
3-İstanbul,
Kâmi
4-Karesi,
Hacim Muhiddin
5-Van,
Haydar
6-Ankara,
Âtıf
7-Eskişehir,
Abdullah Azmi
8-İzmit,
Hüseyin Sırrı
9-Çorum,
İsmail
10-İstanbul,
Doktor Adnan
11-Sivas,
Vasıf
12-Edirne,
Galip Bahtiyar
13-Bayezid,
Şefik
14-Trabzon,
Ahmet Muhtar
15-İstanbul,
Ahmet Selahattin
16-İstanbul,
Hamid
17-Bursa,
Ahmed Münir
18-Kangırı,
Tevfik
19-Tekfurdağı,
Süleyman Faik
20-Kütahya,
Ali
21-Tekfurdağı,
Hüseyin Rahmi
22-İstanbul,
Rauf Ahmed
23-Denizli,
Mehmed Emin
24-Bolu,
Cevat
25-Kırkkilise,
Bahaeddin
26-Amasya,
Ömer Lütfi
27-Yozgat,
İsmail Fazıl
28-Sivas,
Hüseyin Rauf
29-Urfa,
Şükrü Nasih
30-Ankara,
Ahmed Rüstem
31-Canik,
Mehmed Ali
32-Canik,
Emin
33-Amasya,
İsmail Hakkı
34-Sinop,
Rıza Nur
35-Gelibolu,
Şakir
36-Erzurum,
Süleyman Necati
37-Amasya,
Bekir Sami
38-Erzurum,
Hüseyin Avni
39-Aydın,
Hüseyin Kâzım
40-Çanakkale,
Mehmed Ali
41-Tekfurdağı,
Mehmed Ragıp
42-Saruhan,
Hamid Muvaffak
43-Canik,
Cavid Paşa
44-Çanakkale,
Süleyman
45-Saruhan,
Reşid
46-Karahisar-ı Sahib,
Ali
47-İstanbul,
Eşref
48-Edirne,
Mehmed Şeref
49-Karesi,
Abdülaziz Mecdi
50-Edirne,
Faik
51-Kırşehir,
Ali Rıza
52-Karesi,
Rasim
53-Urfa,
Ali Fuad
54-İstanbul,
Numan Abdülmecid
55-Bolu,
Mehmed Ali
56-Bolu,
Tayyar
57-İstanbul,
Ahmed Ferid
58-Konya,
Kâzım Hüsnü
59-İzmit,
Ali
60-Erzurum,
Ziya
61-Bolu,
Tunalı Hilmi
62-Ertuğrul,
Mehmed Arif
63-Çorum,
İsmet
64-Antalya,
Hamdullah Suphi
65-Tokat,
Ahmet Ziya
66-Tokat,
Ömer Şevki
67-Erzincan,
Halil
68-Canik,
Hacı Ahmed
69-Gümüşhane,
Rıfkı
70-Erzurum,
Zihni
71-Menteşe,
Hilmi
72-Yozgat,
Bahri
73-Konya,
Ömer
74-Kangırı,
Refet
75-Siverek,
Bekir Sıdkı
76-Van,
Münip
77-Kangırı,
Behçet
78-İzmir,
İlhami
79-Kütahya,
Rasih
80-İzmit,
Hakkı
81-Kastamonu,
Şükrü
82-Aydın,
Cami
83-Bursa,
Osman Nuri
84-Çatalca,
Hayreddin
85-Trabzon,
Şefik
86-Burdur,
Hüseyin
87-Trabzon,
Hasan Hüsnü
88-İzmir,
Yunus Nadi
89-İstanbul,
Mişon
90-Gümşhane,
Zeki
91-Lâzistan,
Osman
92-İstanbul,
Reşad Hikmet
93-Karesi,
Fuad
94-Mardin,
Ebululâ
95-Kastamonu,
Doktor Suat
96-Trabzon,
Hüsrev
97-Sinop,
Zeki Zekeriya
98-Niğde,
Mehmed Emin
99-Hakkâri,
Asaf
100-İzmir, Tahsin
101-Sivas,
Samih Fethi
102-Konya Mebusu
Hacı Bekir
103-Niğde Mebusu
Hacı Mustafa
104-Bursa,
Hasan Fehmi
105-Kastamonu Mebusu
Yusuf
106-Kemal
107-Eskişehir, Halil
108-Kırşehir, Rıza
109-Bursa, İlyas
110-İstanbul Mebusu
Ahmet Muhtar
111-Ankara, Hilmi
112-Kırkkilise,
Mustafa Arif
113-Saruhan,
M. Celâl
114-İçel Mebusu, Ali
115-Kastamonu,
Mehmed Besim
116-Hakkâri, Mazhar Müfit
117-Maraş, Tahsin
118-Sivas, Ziya
119-Kırşehir, Rıza
120-Trabzon,
Ali Şükrü
Misakı Milli'yi Meclisi Mebusan üyelerinin tamamına yakını imzalamıştır. Belgedeki imzalardan bir kısmı toplantıdan sonra alınmış olabilir. Böylece başlangıçta bir "Grup Programı" olarak düşünülmüş olan Misakı Milli, Meclis kararına dönüşür.
Rauf Bey, kabul edilen kararı "Aht ve Misakı Milli gizli olarak aşağıdadır" diye başlayan 6 Şubat 1920 günlü yazıyla bildirir. Mustafa Kemal Paşa, Ankara'da hazırladıkları taslaktaki "sınırlarımız dahilinde" ifadesinin "Mütareke hattı dahil ve haricinde" şeklinde değiştirildiğini öğrenince, 7 Şubat'ta Rauf Bey'e verdiği cevapta, bu değişikliği kastederek "sınır hakkındaki prensiplerimizle esaslı fark yapılmıştır" der.
Misakı Milli'nin, Meclisi Mebusan'ın resmi bir toplantısında okunması ve tutanaklara geçirilmesi 17 Şubat 1920 günü gerçekleşir. Bu oturumda Misakı Milli'nin iç ve dış kamuoyuna açıklanması karar alınır. Karar 18 Şubat 1920 günü gerçekleşir.
Ama, 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi Ankara'da açıldıktan sonra, "haricinde" sözcüğü Mustafa Kemal Paşa'nın talimatıyla Misakı Milli Kararı metninden çıkarılmıştır. (Not: Bu olguyu kanıtlayan, belge Prof. Dr. Nejat Kaymaz'ın özel arşivinde bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminde yayımlanan metinlerde genellikle "haricinde" sözcüğü yoktur!.)
İlk belge, Mustafa Kemal Paşa'nın yazdığı aşağıdaki 19 Ocak 1920 tarihli taslaktır:
*MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN HAZIRLADIĞI İLK MÜDAFAA-İ HUKUK GRUBU PROGRAMI VE MİSAKI MİLLİ TASLAĞI (19 OCAK 1920):
"Altına imza koyan mebuslar, aşağıdaki maddelerde birleşerek, barışın yapılmasına kadar Müdafaa-i Hukuk Grubu namıyla grup teşkil etmişlerdir.
1-Osmanlı Devleti ile İtilaf devletleri arasında 30 Teşrinievvel 1334 (30 Ekim 1918) tarihli Mütareke'nin yapılması sırasında sınırlarımız dahilinde kalan ve hükümeti seniyenin idaresi altında bulunan ve her noktası İslam çoğunluğuyla meskûn olan memleketlerin heyeti umumiyesi, fiili ve hükmi hiçbir sebeple ayrılma kabul etmez, bölünmez bir bütündür.
2-Bu sınır dahilinde sakin bütün İslam kavimler, yekdiğerine karşı milli ve mahalli hukuk ve karşılıklı güvence esası üzerine ortak vatanı müdafaa ve muhafazada birleşmişlerdir.
3-Bu sınır dahilinde bulunan Müslüman olmayan azınlıkların siyasi hakları, memleket birliğini ve siyasi dengeyi ihlal etmeyecek şekilde teyit olunacaktır.
4-Arap memleketlerinin bağımsız olarak alacağı şekil ve mevcudiyet şartlarını tayin, kavimlerin mukadderatına bizzat hâkim olması hakkına dayanarak Arap kavmine aittir. Doğu sınırımızda vaki ve Müslümanlarla meskûn livaları ile Bulgaristan'dan ayrılarak çoğunluğu Müslüman olan Batı Trakya'nın, barışımızın yapılmasına bağlanan mukadderatı, ahalisinin serbestçe gösterecekleri milli iradeleri ile halledilmelidir.
5-Adil ve insani şartları ihtiva eden genel barışın ve milletlerarası kanlı anlaşmazlıkların ortaya çıkışını engelleyecek bir şekilde, Cemiyeti Akvam 'ın yerleşmesi , insanlığın selameti ve âlemin sükûnu namına talebimizdir. Hariçte genişleme fikrini ve istila etmelerini katiyen beslemeyen Osmanlı Devleti, kendisini Cemiyeti Akvam'ın tabii uzvu sayar. Medeni gelişmesi ile ilerlemesi için muhtaç olduğu barış ve selameti ve kendisini hücum ve taarruzdan koruyacak tarafsızlık vaziyetini temin ve asri icaplar dairesinde ilerleme ve olgunlaşma mesaisini kolaylaştırmak maksadıyla dahili ve harici bağımsızlığınız saklı kalmak şartıyla, istila emeli beslemeyen ve milliyetler esasına riayetkâr herhangi bir devletin yardımını memnuniyetle karşılarız. Bu devleti seçme hakkı Milli Meclis'e aittir. (Not: Bu cümle Mustafa Kemal Paşa'nın yazısı olduğu tahmin edilen bir çıkma halinde eklenmiştir. Bkz. Atatürk Haftası Armağanı 10 Kasım 1977, Ankara Genelkurmay Basımevi, 1977, s.41-44, Belge:8. )
6-İslam hilafetinin merkezi ve saltanat payitahtı ve Osmanlı hükümet merkezi olan İstanbul'un bağımsızlığı ve emniyeti dokunulmaz ve saklı bulundurulmak şartıyla, Boğazlar, ticarete ve milletlerarası nakliyeye açıktır.
7-Harbin mesuliyetini üzerine alan ve Kanunu Esasi hükümlerine tecavüz eden ve onu hükümden düşüren kabineler hakkında kanuni takibat icrası katiyen talebimizdir. (Not: Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı , Atatürk Arşivi, Klasör 21, Dosya 1336/6, Fihrist 2-1'den aktaran: Atatürk Haftası Armağanı 10 Kasım 1977, Ankara Genelkurmay Basımevi, 1977, s.41-44, Belge:8. Metin, Prof. Dr. Nejat Kaymaz tarafından karşılaştırılmıştır. Belgenin altında Mustafa Kemal Paşa'nın imzası yoktur(!). Başlık da bulunmamaktadır. Genelkurmay Başkanlığı'nın yayımladığı Atatürk Haftası Armağanı'nda belirtildiğine göre, belgenin, Misakı Milli taslaklarından biri olduğu ve Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle veya onun tarafından dikte ettirilerek yazıldığı anlaşılmaktadır. Atatürk Haftası Armağanı'nda, bu belgenin altında "19.1.36 'da (1920 'de) yazılarak verilmiştir" şeklinde bir not bulunduğu ve bu yazının Mustafa Kemal Paşa'nın el yazısına "benzediği" kaydedilmektedir. Mustafa Kemal Paşa, Nutuk'ta Misakı Milli hakkında şöyle demektedir: "Efendiler, milletin emellerini ve maksatlarını da, kısa bir programa esas olacak şekilde toplu bir tarzda ifadesi de görüşüldü. Misakı Milli unvanı verilen bu programın ilk müsveddeleri de, bir fikir vermek maksadıyla kaleme alındı. İstanbul Meclisi'nde bu esaslar, hakikatten toplu bir şekilde yazılmış ve tespit olunmuştur." Bkz. Gazi Mustafa Kemal Tarafından, Nutuk, c.1, Devlet Matbaası, İstanbul, 1934, s.258; Kemal Atatürk, Nutuk, c.I. Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 1961, s.360.)
İkinci Misakı Milli taslağı ise İsmet Bey (İnönü) tarafından yazılan ve Mustafa Kemal Paşa'nın imzaladığı 21 Ocak 1920 tarihli Müdafaa-i Hukuk programıdır. Her iki taslak da, Erzurum ve Sivas kongrelerinde kabul edilen nizamname, beyanname ve kararlardaki esasları, hemen hemen aynı ifadelerle içermektedir.
İSMET BEY (İNÖNÜ) TARAFINDAN YAZILAN VE MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN İMZALADIĞI MÜDAFAA-İ HUKUK GRUBU PROGRAMI VE MİSAKI MİLLİ TASLAĞI (21 OCAK 1920):
"Harbiye Nezareti
Suret
Gayet aceledir.
Mutlaka Salih Bey (Omurtak) tarafından açılacaktır.
Rauf Beyefendi'ye
1-Osmanlı Devleti ile İtilaf devletleri arasında 30 Teşrinievvel sene 34 (30 Ekim 1918) tarihli Mütareke'nin yapılması sırasında sınırlarımız dahilinde kalan memleketlerin heyeti umumiyesi her noktada İslam çoğunluğuyla meskûndur. Bu heyeti umumiye, Osmanlı memleketlerini teşkil eder ve fiili ve hükmi hiçbir sebeple ayrılma kabul etmez, bölünmez bir bütündür.
2-Osmanlı memleketleri dahilinde sakin bütün İslami unsurlar yekdiğerine karşılıklı hürmet ile ve fedakarlık hissiyatıyla dolu ve örfi toplumsal haklarıyla çevre şartlarına tamamıyla riayetkâr öz kardaşdırlar.
3-Arap memleketlerinin gelecekte alacağı şekli ve mevcudiyet şartlarını tayin hakkı Arap kavmine aittir. Doğu sınırımızda vaki Müslümanlarla meskûn Elviyei Selâse ile Batı Trakya'nın barışımızın yapılmasına bağlanan mukadderatı ahalisinin serbestçe gösterecekleri milli iradeleriyle halledilmelidir.
4-Osmanlı memleketlerinin hayatının iktisaden devamını ve gelişme imkânını ihlal edecek maddeler kabul olunamaz.
5-Osmanlı memleketleri dahilindeki Müslüman olmayan azınlıkların hukuku teyit olunacaktır. Bu hukuk, Sulh Konferansı'nın galip ve mağlup bütün devletlere tatbik edildiği maddelerden eksik olmayacaktır. Daha fazla hukuk ve teminat verilmesi, memleketin mülki birliğini ihlal etmeyecek ve azınlıkların İslam çoğunluğuna herhangi bir şekilde üstünlüğünü ve tahakkümünü taşımayacak ve getirmeyecek dereceler dahilinde kabul olunur.
6-Adil ve insani şartları ihtiva eden genel barışın ve milletlerarası kanlı anlaşmazlıkların ortaya çıkışını engelleyecek bir şekilde, Cemiyeti Akvam 'ın kuruluşu , insanlığın selameti ve âlemin sükûnu namına talebimizdir. Hariçte genişleme fikrini ve istila etmelerini katiyen beslemeyen Osmanlı Devleti, kendisini Cemiyeti Akvam'ın tabii uzvu sayar. Asrın icapları dairesinde ilerleme ve gelişme mesaisini kolaylaştırmak maksadıyla, istila emeli beslemeyen ve milliyetler esasına riayetkâr herhangi bir devletin yardımını memnuniyetle karşılarız. Her halde dahili ve harici bağımsızlığımız fiilen ve hükmen saklı bulunacak ve yardımcı devleti seçme ve yardım münasebetlerini tayin hakkı Milli Meclis'e ait olacaktır.
7-İslam hilafetinin merkezi ve saltanat payitahtı ve Osmanlı hükümet merkezi olan İstanbul'un bağımsızlığı ve emniyeti dokunulmaz ve saklı bulundurulmak şartıyla, Boğazlar, harp ve sulh zamanında açıktır.
8-Harbin mesuliyetini üzerine alan ve Kanuni Esasi hükümlerine tecavüz eden ve onu hükümden düşüren kabineler hakkında kanuni takibat icrası katiyen talebimizdir.
21.1.36 [1920}
Harbiye Nezareti Seryaveri Salih Bey'e
Hemen ulaştırılması rica olunur.
Rauf Beyefendi'ye, Grup Programı'nı İsmet Bey tarafından yazılan tarzı takdim edilmiştir. Bunda daha ziyade açıklık olduğunu zannederim. Selam. Mustafa Kemal."
Üçüncü belge, Erzurum Mebusu Celâlettin Arif Bey ile birlikte 121 mebus tarafından imzalanan 28 Ocak 1920 tarihli Misakı Milli Kararı'dır. Bu karar, Meclisi Mebusan'ın zabıtlarda yer almayan özel ve gizli bir toplantısında mebuslarca imza edilerek kabul edilmiştir. İmzalardan bir kısmı , toplantı sonrasındaki günlerde alınmış olabilir.
"MECLİSİ MEBUSAN'DA KABUL EDİLEN MİSAKI MİLLİ (28 OCAK 1920):
Birinci Madde:
Osmanlı Devleti'nin yalnızca Arap çoğunluğuyla meskûn olup, 30 Teşrinievvel [Ekim] 1918 tarihli Mütareke'nin yapıldığı sırada muhasım orduların işgali altında kalan kısımların mukadderatı, ahalisinin serbestçe beyan edecekleri oylara göre tayin edilmek lazım geleceğinden, belirtilen Mütareke hattı dahil ve haricinde dinen, irfanen, emelen birleşmiş ve yekdiğerine karşılıklı hürmet ve fedakârlık hissiyatıyla dolu ve ırkî ve toplumsal hakları ile çevre şartlarına tamamıyla riayetkâr Osmanlı İslam çoğunluğuyla meskûn bulunan kısımlarının tamamı hakikatten veya hükmen hiçbir sebeple ayrılma kabul etmez bir bütündür.
İkinci Madde:
Ahalisi ilk serbest kaldıkları zamanda genel oylarıyla anavatana iltihak etmiş olan Elviyei Selase için icap ederse tekrar serbestçe genel oya müracaat edilmesini kabul ederiz.
Üçüncü Madde:
Türkiye barışına bağlanan Batı Trakya hukuki vaziyetinin tespiti de, sakinlerinin tam bir hürriyetle beyan edecekleri oylara tabi olarak vaki olmalıdır.
Dördüncü Madde:
İslam hilafetinin merkezi ve saltanatın payitahtı ve Osmanlı hükümet merkezi olan İstanbul şehri ile Marmara Denizi'nin emniyeti her türlü halelden masun olmalıdır. Bu esas saklı kalmak şartıyla Akdeniz ve Karadeniz Boğazları'nın dünya ticaretine ve nakliyatına açılması hakkında, bizimle diğer bütün alakadar devletlerin birlikte verecekleri karar geçerlidir.
Beşinci Madde:
İtilaf devletleri ile muhasımları ve bazı ortakları arasında kararlaştırılan sözleşme esasları dairesinde azınlıkların hakları, civar memleketlerdeki Müslüman ahalinin de aynı hukuktan istifade etmeleri güvencesiyle, tarafımızdan teyit ve temin edilecektir.
Altıncı Madde:
Milli ve iktisadi gelişmelerimiz imkân dairesine girmek ve daha asri bir muntazam idare şeklinde işleri yürütmeye muvaffak olabilmek için, her devlet gibi bizim de gelişme vasıflarımızın temininde tam bağımsızlık ve serbestiye mazhar olmamız, hayat ve bekamızın esas temelidir. Bu sebeple siyasi, milli, adli, mali ve diğer gelişmelerimizi engelleyici kayıtlara muhalifiz. Tahakkuk edecek borçlarımızın ödeme şartları da bu esaslara aykırı olmayacaktır.
28 Kânunusani 1336 [28 Ocak 1920]
Erzurum Mebusu
Celâlettin Ârif "
Dördüncü belge, 6 Şubat 1920'de Rauf Bey (Orbay) tarafından Mustafa Kemal Paşa'ya bildirilen karar metnidir.
*RAUF BEY'İN (ORBAY) BİLDİRDİĞİ MİSAKI MİLLİ METNİ (6 ŞUBAT 1920)
"Beşiktaş
6.2.36 [1920]
Şifre
Gayet mühimdir.
Ankara 20. Kolordu Kumandan Vekili Mahmut Beyefendi'ye
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne:
Aht ve Misakı Milli gizli olarak aşağıdadır:
Osmanlı Devleti'nin yalnızca Arap çoğunluğuyla meskûn olup ve 30 Teşrinievvel [Ekim] 1918 tarihli Mütareke'nin yapıldığı sırada muhasım orduların işgali altında kalan kısımlarının mukadderatı, ahalisinin mukadderatını serbestçe beyan edecekleri oylara göre tayin edilmek lazım geleceğinden, belirtilen Mütareke hattı dahil ve haricinde dinen, irfanen ve ahlaken birleşmiş ve yekdiğerine karşılıklı hürmet ve fedakârlık hissiyatıyla dolu ve ırki ve toplumsal hakları ile çevre şartlarına tamamıyla riayetkâr Osmanlı İslam çoğunluğuyla meskûn bulunan kısımların tamamı, hakikatten Osmanlı camiasından hiçbir sebeple ayrılma kabul etmez bir bütündür.
Ahalisi ilk serbest kaldıkları zamanda genel oylarıyla anavatan iltihak etmiş Elviyel Selâse için icap ederse tekrar serbestçe genel oya müracaat edilmesini kabul ederiz. Mukadderatının tayini Türkiye barışına bağlanan Batı Trakya hukuki vaziyetinin tespiti, sakinlerinin tam bir hürriyetle beyan edecekleri oylara tabi olarak vaki olmalıdır. İslam hilafeti makamı ve yüce saltanat payitahtı, Osmanlı hükümet merkezi olan İstanbul şehri ile Marmara Denizi'nin emniyeti her türlü halelden mahsun olmalıdır. Bu esas saklı kalmak şartıyla Akdeniz ve Karadeniz Boğazları'nın dünya ticaretine ve nakliyatına açılması hakkında, bizimle diğer bütün alakadar devletlerin verecekleri karar geçerlidir. İtilaf devletleri ile muhasımları ve bazı ortakları arasında kararlaştırılan sözleşme esasları dairesinde azınlıkların hakları, komşu memleketlerdeki Müslüman ahalinin de aynı hukuktan istifade etmeleri güvencesiyle tarafımızdan teyit ve temin edilecektir.
Milli ve iktisadi gelişmelerimiz imkan dairesine girmek ve daha asri bir muntazam idare şeklinde işleri yürütmeye muvaffak olabilmek için, her devlet gibi bizim de gelişme vasıtalarımızın temininde tam bağımsızlık ve serbestiye mazhar olmamız, hayat ve bekamızın esas temelidir. Bu sebeple siyasi, adli, mali ve diğer gelişmelerimizi engelleyici kayıtlara muhalifiz. Tahakkuk edecek borçlarımızın ödenme şartları da bu esaslara aykırı olmayacaktır. (Rauf)
Çanakkale Mevkii Müstahkem Kumandanı
Miralay Şevket"
*MİSAKI MİLLİ HAKKINDA RAUF BEY'E (7 ŞUBAT 1920):
"Rauf Beyefendi'ye
Aht ve Misakı Milli'de, Mütareke hattı dahil ve haricinde kalan memleketlerin ayrılamaz olduğundan bahsediliyor. Eğer böyle ise, sınır hakkındaki prensiplerimizle esaslı bir fark yapılmıştır. Bu yönün ve bir de cihana ilan edilmesi lazım gelen bir barış programının gizli tutulmasındaki fayda ve sebebin izah buyurulmasını rica ederiz. 7 Şubat 1336 [1920]
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal"
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin bu yazısına Rauf Bey'in verdiği cevap ise şöyledir:
"Beşiktaş,
11.2.36 [1920]
1.Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne mahsustur. Ahitte olan milliyettir. Mütareke sınırı, bu milliyetler sınırını genel olarak göstermek vesilesiyle zikrolunmuştur. Bu şekilde, Türk olan Süleymaniye ve Kerkük de iddiamıza dahil oluyor. Herkesin fikri bu merkezde olduğundan, fazla ısrarı münasip görmedik. Biz gelmeden evvel hazırlanan formülde, Mütareke sınırına dair bir kayıt yoktu.
2.Biz tabii yayımlanması taraftarıyız. Fakat mebusların bir kısmı, siyasi bir mahiyete sahip olan bu beyannamenin yayımlanmasına, hariciye memurlarından meydana gelen bir siyasi encümende incelenerek karar verilmesini ve tercüme edilmesini teklif eylediler. Bu zevat çalışmalarında gecikti. Dolayısıyla, önce Fransızca tercümesini yaptırdık. Aynı zamanda yayımlanması vasıtalarının tamamlanması ile uğraşıyoruz. Genel arzu da bu merkezdedir, Efendim. (Rauf)
Çanakkale Mevkii Müstahkem Kumandanı
Miralay Şevket"
Beşinci belge ise, Meclisi Mebusan'ın 17 Şubat 1920 tarihli oturumunda iç ve dış kamuoyuna açıklanması kabul edilen ve o günkü zabıtlara giren Misakı Milli metnidir.
*MECLİSİ MEBUSAN ZABITLARINDAKİ MİSAKI MİLLİ METNİ (17 ŞUBAT 1920)
"Ahdi Milli" Beyannamesi Sureti
Osmanlı Meclisi Mebusan üyeleri, devlet bağımsızlığının ve millet geleceğinin, haklı ve devamlı bir barışa nail olmak için ihtiyar edebileceği fedakârlığın azami haddini içine alan aşağıdaki esaslara tamamen riayetle teminin mümkün olduğunu ve belirtilen esaslar haricinde kalıcı bir Osmanlı saltanat ve cemiyetinin varlığının devamının mümkün olmadığını kabul ve tasdik eylemişlerdir. (NOT: Bu ilk paragraf, 28 Ocak 1920 günü Meclisi Mebusan'ın tutanaklara geçmeyen gizli ve özel toplantıda kararlaştırılan metinde bulunmamaktadır. Karara Meclisi Mebusan'ın 17 Şubat 1920 günü toplantısında okunmadan önce eklendiği anlaşılmaktadır.)
Birinci Madde:
Osmanlı Devleti'nin yalnızca Arap çoğunluğuyla meskûn olup ve 30 Teşrinievvel [Ekim] 1918 tarihli Mütareke'nin yapıldığı sırada muhasım orduların işgali altında kalan kısımlarının mukadderatı, ahalisinin mukadderatını serbestçe beyan edecekleri oylara göre tayin edilmek lazım geleceğinden, belirtilen Mütareke hattı dahil ve haricinde dinen, ırken, emelen birleşmiş ve ve yekdiğerine karşılıklı hürmet ve fedakârlık hissiyatıyla dolu ve ırkî ve toplumsal hakları ile çevre şartlarına tamamıyla riayetkâr Osmanlı İslam çoğunluğuyla meskûn bulunan kısımlarının tamamı hakikatten veya hükmen hiçbir sebeple ayrılma kabul etmez bir bütündür.
İkinci Madde:
Ahalisi ilk serbest kaldıkları zamanda genel oylarıyla anavatana iltihak etmiş olan Elviyei Selâse için icap ederse tekrar serbestçe genel oya müracaat edilmesini kabul ederiz.
Üçüncü Madde:
Türkiye barışına bağlanan Batı Trakya hukuki vaziyetinin tespiti de, sakinlerinin tam bir hürriyetle beyan edecekleri oylara tabi olarak vaki olmalıdır. {Bravo sesleri.}
Dördüncü Madde:
İslam hilafetinin merkezi ve saltanatın payitahtı ve Osmanlı hükümet merkezi olan İstanbul şehriyle Marmara Denizi'nin emniyeti her türlü halelder masun olmalıdır. Bu esas saklı kalmak şartıyla Akdeniz ve Karadeniz Boğazları'nın dünya ticaret ve nakliyatına açılması hakkında, bizimle diğer bütün alakadar devletlerin birlikte verecekleri karar geçerlidir. {Alkışlar.}
Beşinci Madde:
İtilaf devletleri ile muhasımları ve bazı ortakları arasında kararlaştırılan sözleşme esasları dairesinde azınlıkların hakları -civar memleketlerdeki Müslüman ahalinin de aynı haklardan istifade etmeleri isteğiyle- tarafımızdan teyit ve temin edilecektir.
Altıncı Madde:
Milli ve iktisadi gelişmelerimiz imkân dairesine girmek ve daha asri bir muntazam idare şeklinde işleri yürütmeye muvaffak olabilmek için, her devlet gibi bizim de gelişme vasıtalarımızın temininde tam bağımsızlık ve serbestiye mazhar olmamız, hayat ve bekamızın esas temelidir. {Sürekli alkışlar.}
Bu sebeple siyasi, adli, mali ve diğer gelişmelerimizi engelleyici kayıtlara muhalifiz. {Devamlı ve sürekli alkışlar.}
Tahakkuk edecek borçlarımızın ödenme şartları da bu esaslara aykırı olmayacaktır.
28 Kânunusani 1336 [28 Ocak 1920]"



Yorumlar