Atatürk Diyor ki: "Her yerde umumî olarak cârî olan taassuptur...
- 3 May
- 2 dakikada okunur

"Hürriyet, ihtimal ki zorla tesis olunur, fakat herkese karşı taassupsuzluk göstermekle ve aldırmamazlıkla muhafaza edilir."
Hürriyetin ve vicdan ve din hürriyetlerinin ne olduğunu biliyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dinî fikrinden dolayı bir şey yapılamaz. Türkiye cumhuriyetinin resmî dini yoktur. Türkiye'de, bir kimsenin zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samimî münekkitler, derin iman sahipleri hürriyetin icaplarını öğrenmiş görünüyorlar. Bütün bunlarla beraber, din hürriyetine, umunîyetle vicdan hürriyetine karşı, taassup kökünden kurumuş mudur?
Bunu anlı(a)yabilmek için, taassupsuzluğun ne olduğunu tetkik edelim; çünkü, bu kelimenin delâlet ettiği manayı, zihniyeti, herkes kendine göre anlamağa çok meyillidir. Dinî hürriyeti bir hak telâkki etmi(e)yen, acaba kalmadı mı?
Vicdan hürriyetinin, ruhun, Allah'ın âli nüfuzu altında, dini hayatı idare için malik olduğu, haktan ibaret olduğunu bellemiş olanlar, acaba bugün nasıl düşünmektedirler? Bu gibiler, kendisi gibi düşünmi(e)yenlere içlerinden olsun kızmıyorlar mı?
Bu saydığımız zihniyette bulunduğuna ihtimal verilen kimselere, hür düşünceliler, acaba bir teessür hissiyle, bir esefle bakmıyorlar mı?
Bu saydığımız gibi, muhtelif inanışlı kimseler, birbirlerine kin, nefret besliyorlarsa, birbirilerini hoş görüyorlarsa ve hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde taassupsuzluk yoktur; bunlar mutaassıptır.
Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdanî inanışlarına karşı, hiçbir kin duymaz; bilâkis hürmet eder. Hiç olmazsa, başkalarının, kendininkine uymı(a)yan inanışlarını bilmemezlikten, duymamazlıktan gelir.
Taassupsuzluk budur.
Fakat, hakikatı söylemek lâzım gelirse diyebiliriz ki, hürriyeti için sevenler, taassupsuzluk kelimesinin ne demek olduğunu anlı(a)yanlar, bütün dünyada pek azdır. Her yerde umumî olarak cârî olan taassuptur. Her yerde görülebilen sulh manzarasının temeli, taassup ile hür fikrin, biribirine karşı kin ve nefreti üstündedir; temelin devredilmemesi, kin ve nefret zeminindeki muvazeneyi tutan fazla kuvvet sayesindedir.
Bu söylediklerimizden şu netice çıkar ki, aramızda, hürriyetin haillerinin zail olduğuna, bizim gibi düşünen ve hissedenlerle birlikte yaşadığımıza mümkün vermek müşküldür. O halde görülen, taassupsuzluk değil, zâfın dermansız bıraktığı taassuptur.
Şüphesiz, fikirlerin, itikatların, başka başka olmasından, şikayet etmemek lazımdır. Çünkü, bütün fikirler ve itikatlar, bir noktada birleştiği takdirde, bu hareketsizlik alâmetidir. Öyle bir hal elbette arzu edilmez. Bunun içindir ki, hakiki hürriyetçiler, taassupsuzluğun umumî bir huy olmasını temenni ederler. Fakat, hatta hüsnüniyetle dahi olsa, taassup hatalarına karşı dikkatli olmaktan vazgeçemiyorlar. Çünkü, hüsnüniyetle, hiçbir zaman tamir edememişlerdir. İnsanların, ruhun selâmeti için, yakıldıklarını biliyoruz. Herhalde, bunu yapan Engizisyon papazları, hüsnüniyetlerinden ve iyi iş yaptıklarından bahsederlerdi; belki de, cidden, bu sözlerinde samimî idiler. Fakat, bir hamakati, yahut bir hi(ı)yaneti iyi bir iş kalıbına uydurmak güç değildir; en nihayet bu, bir isim değiştirmek meselesidir.
İşte bu sebepledir ki, aldırmazlığı, kayıtsızlık derecesine kadar götürmemek mühimdir. Gerçi, hür olmak herkesin hakkıdır ve bunun için hakiki hürriyetçiler, hürriyetçi olmı(a)yanlara karşı da geniş davranılmasını isterler. Fakat, bunların hiçbir zaman elleri ayakları bağlı olduğu halde, kurbanlık koyun vaziyetine razı olacakları asla kabul olunmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki, bazı insanlar istikbali, mazinin arasından görmekle musırdırlar. Bunlar, alâkamızı kestiğimiz an'anelere karşı behemal, sadakatin iadesini isterler. Bu gibi insanlar, kendi itikat ettiği gibi, itikat etmi(e)yen kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse, kendilerini cenderede hissederler.
Herhalde, taassupsuzluğun arzu edildiği gibi, umumileşmesi, huy haline gelmesi, fikir terbiyenin yüksek olmasına bağlıdır."
Kaynakça:
Apatay, Yalçın İlter" (Elyasıyla) Yazığı ve Yazdırdığı Fikirleri ile Atatürk", Kazancı Matbaacılık San. A.Ş., İstanbul 1997, ISBN - 975-376-122-8, Bölüm 7; 'Taassupsuzluk (Tolerans) Konulu Yazılar s.320-337.



Yorumlar