Atatürk, "Kuzuların aristokratı yok ki!..
- 26 May
- 2 dakikada okunur

"Çocukluk amnezisi (bellek yitimi / hafıza kaybı)" kavramı resmi olarak ilk kez 1893 yılında psikolog Caroline Miles'ın makalesinde yer bulduktan beş yıl sonra yapılan araştırmada katılımcıların çoğunluğunun anımsadıkları ilk anılarının 2 ve 4 yaş olduğu belirtilmiştir.
Atatürk'ün en küçük manevi kızı "Ülkü Adatepe" Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu'nun kızıdır. Ülkü Adatepe, 26 Kasım 1932, Ankara'da doğmuş, bebekliğinden beş-altı yaşına kadar Atatürk'ün yanında Çankaya Köşkü'nde yaşamıştır. Bu süreçte manevi babası Atatürk'e yurt gezilerinde zaman zaman eşlik etmiş ve O'nun çocuk sevgisinin simgesi olmuştur.
Ülkü Adatepe, Atatürk'le çocukluğuna dair anılarını gerek yurtiçi gerekse yurtdışında çeşitli kurum, kuruluş ve derneklerde anlatmıştır. [...]
"Yaz aylarında Florya Köşkü'ndeyken birlikte gezintiye çıkmıştık. Koruluk bir yerde koyun sürüsünün geldiğini gördük.
"Atatürkçüğüm!" dedim.
Öyle derdim ona. O da hoş görür sevinirdi.
"Ben bu sürüdeki kuzuları sevmek istiyorum." dedim.
-"Peki" dedi.
Gittim, kuzuları sevmeye başladım.
"Atatürkçüğüm ben bu yavrum kuzuyu çok sevdim, ne olursun onu bana al!" dedim.
Kuzu alındı. Dolmabahçe Sarayı'na getirildi. Ona biberonlar alındı. O kuzuyu, her gün besliyordum ve çok mutluydum. Ne var ki Saray kuzu için uygun bir ortam değildi. Evet... Alt tarafı kuzu, sarayda oraya buraya pisliyordu. Çevreye zarar veriyordu. Sarayda çalışanlar bana bir türlü söz geçiremiyorlardı. Durumu Atatürk'e hemen iletmişler.
O,
-"Aman, siz Ülkü'ye bir şey demeyin, ben onunla görüşürüm." demiş.
Her gün sabahları onunla görüşmemiz olurdu. Zaten konuşma arasında bana "Bu kuzu sarayda sorun çıkarıyormuş, onu gönderelim." diyebilirdi. Ama bunu yapmadı. Benim hatırımı sordu ve
- "Nasıl kuzudan memnun musun?" dedi.
Benim,
"Çok memnunun Atatürkçüğüm!" demem üzerine;
-"Ama Ülkü'cüğüm! Ben dikkat ettim, bu kuzu gittikçe zayıflıyor. Düşün bir kere, şimdi seni annenden, sevdiklerinden, benden ayırsalar, üzülmez misin? Biz bu kuzuyu annesinden, babasından ve arkadaşlarından ayırdık. O yüzden üzülüyor ve zayıflıyor sanıyorum." dedi.
O zaman ben, daha söylemeden, içim acıyarak;
"Aman Atatürkçüğüm, o kuzuyu yarın annesinin yanına götürelim!" dedim.
Atatürk'te öyle bir sabır ve saygı vardır ki, yaptırmak istediği bir şeyi anlatarak karşısındakini ikna ederek, gönül rızasıyla yaptırıyordu. Bu olay, Ata'nın hoşgörülü oluşuna güzel bir örnektir.
Kaynakça:
İ.Gürşen Kafkas, "Atatürk'le Çocukluğum [My Childhood with Atatürk]", Cem Ofset Matbaacılık San. Aş. s.69




Yorumlar