Atatürk'ün Bandırma Vapuru'ndan Sinoplulara teşekkürü (18 Mayıs 1919);
- 18 May
- 7 dakikada okunur

Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’yi 18 Mayıs’ta Sinop’tan mı başlatacaktı?
Mustafa Kemal Paşa’nın mahiyetiyle birlikte İstanbul’dan deniz yoluyla Samsun’a gidişiyle ilgili Cumhuriyetin ilk senelerinde ortaya öyle bir iddia atıldı ki söylentiler bugüne kadar çıkageldi. İddia sahipleri yazarlarına göre "Mustafa Kemal Paşa, Milli egemenliğe dayanan, kayıtsız ve şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti tesis etmek düşüncesiyle; 18 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru'ndan Sinop’ta inmiş (!) , Anadolu’da ilk defa Sinop’ta karaya çıkmış (!), ancak gerekli araç ve yol olmadığından ötürü Bandırma Vapuru'na tekrar binerek deniz yolu ile Samsun’a gitmiştir."
Nutuk’u dayanak olarak alanlara göre durum tartışılmayacak açıktır. …”1919 senesi Mayısının 19 uncu günü Samsun’a çıktım.” Bu yüksek inanç ve ifade ile iddia sahiplerini samimiyet testinden geçirme imkânımız olmaksızın ortaya attıkları iddialara kısaca bir göz gezdirelim:
Bandırma Vapuru doktorlarından Behçet Adil Feyzioğlu’na göre 18 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan önce Bandırma vapurundan inmiş ve Anadolu’da ilk defa Sinop’ta karaya çıkmıştır:
(...)
"Eğer deniz tutuyorsa, ilaç vermek için birkaç kez Mustafa Kemal Paşa’nın kamarasına gittim. Uyumuyordu, dudaklarında sevgi ve şefkat dolu bir gülümseme ile her defasında sadece: “Hayır, doktor, sağ ol…” dedi. Hâlbuki gemi tayfalarını bile deniz tutmuştu. Bu koşullar altında koca bir gece geçti, sanki yıllar gibi uzun bir gece…
Sabahın erken saatlerinde fırtına dindi.
Öğleye doğru Sinop’a gelmiştik, hepimiz güvertede idik. Sinop sahillerine bakıyor ve bekliyorduk. Bahar güneşi altında pırıl pırıl oynaşan sahilde sandallar göründü. Geliyorlardı. Hepimiz heyecanlanmıştık.
Biraz sonra Sinoplu gençler, gruplar halinde O’nun yanına çıktılar, dimdik ve saygılı bir duruş durumu alarak: “Emredin Paşam, sizinle beraberiz Komutanım…” dediler. Gençlerin ağırbaşlı davranışları karşısında büyük kurtarıcı da heyecanlanmıştı.
Beş on dakika sonra sandallara binilerek hep birlikte Sinop’a gittiler. Ben ve birkaç arkadaşım gemide kaldık. Saat 16.00’ya kadar kentte kaldılar. Karadan yola devam olanakları aranmışsa da yolsuzluk nedeniyle bir gece daha tehlike göze alınarak, tekrar gemiye döndüler. Hemen yola çıktık…”
Bandırma Vapuru yolcularından Mustafa Kemal Paşa’nın ikinci Yaveri Teğmen Ahmet Muzaffer Kılıç Bey’e göre 18 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan önce Bandırma vapurundan inmiş Anadolu’da ilk defa Sinop’ta karaya çıkmıştır:
(...)
"Zevalde (öğle vakti) Sinop’a muvasalat ettik. Vapur, Karadeniz’e açıldıktan sonra Mustafa Kemal, bir aralık kaptanın yanına çıktı ve vapurun takip ettiği yolu sordu. Tam Efendi Baba, deryadil bir kaptan, takip edeceği yolu tahminle, kesin kararlaştırmadan tesir edebileceğini söyledi. Çünkü yeni memur olduğu vapurun pusulası bozuk; paraketesi yoktu. Bunun üzerine Mustafa Kemal, kaptana şu talimatı verdi: “Sahile yakın bir rota çiz ve hep buna göre vapuru yürüt!” Bu rota üzerinde hep sahilde yol alan Bandırma vapuru; bin zorluk ile ve bata çıka, üç günde Sinop’a varılabildi. Mustafa Kemal, Sinop’ta karaya çıktı. Samsun’a kara yoluyla gitmek için yol ve araç sordu. Aldığı cevap şu idi: Ne yol var! Ne de vasıta! Bunun üzerine Mustafa Kemal, bir avuç karargâh arkadaşına “Çocuklar!” dedi, “daha bir gecelik tehlike var; onu da atlatabiliriz” ve tekrar vapura bindiler… Sekizden sonra limandan hareket ettik."
Ünlü “Çankaya” yazarı Falih Rıfkı Atay’a göre de 18 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan önce Bandırma Vapuru'ndan inmiş Anadolu’da ilk defa Sinop’ta karaya çıkmıştır:
(...)
"Sahili takip ede ede evvela Sinop’a geldik. Kasabaya çıktım. Oradakilerle görüşerek Samsun’a kolaylıkla gidebilecek yol olup olmadığını soruşturdum. Maatteessüf yokmuş! Çok zorluk çekecek ve günlerce yollarda kalacaktık. Bilmem neden, Samsun’a biran önce varmak için o kadar acele ediyordum ki vakit kaybetmektense tehlikeye göğüs germeyi tercih ettim. Aynı tertipte yolculuğa devam ederek Samsun limanına vardık.”
“Tek Adam Mustafa Kemal” in yazarı Şevket Süreyya Aydemir’e göre de:
(...)
"Mustafa Kemal’in en tedirgin geçen günleri İstanbul’dan Samsun’a kadar süren deniz yolculuğu olsa gerektir. O’nu İstanbul’dan Sinop’a tehlikeler içinde ulaştıran Bandırma vapuruna, Sinop’tan tekrar istemeyerek binmiştir(!). Fakat ne var ki Sinop’tan Samsun’a karadan gidebilmek için ne yol, ne vasıta vardı. Vapur Samsun’a varabildiği zaman, hem tehlikeler arkada kalmış, hem fırtınalı deniz yatışmıştı. Bandırma vapurundan karaya, o zaman ki Samsun kayıkçılarının akrobasi hünerlerine hacet kalmadan çıkabildi. Bindiği kayıktan Anadolu karasına o zamanki dar, uzunca iskele dilinde 19 Mayıs 1919 sabahı ayakbastı.”
Türk Sanat tarihçisi Mehmet Önder Bey’e göre de,
(...)
"Atatürk, Sinop’a ilk olarak Samsun’a çıkmak üzere İstanbul’dan Bandırma vapuruna bindiği zaman 18 Mayıs 1919’da gelmişti. O gün Sinop iskelesine çıkan Atatürk, karadan Samsun’a yol olup olmadığını sormuş, olmadığını öğrenince de vapura dönerek Samsun’a hareket etmiştir.”
Türk tarihçi Enver Behnan Şapolyo, Atatürk’ün Samsun’a çıkmadan birkaç gün evvelki hatıratını 9 Temmuz 1932 Cuma günü akşamı, I. Tarih Kongresi toplantısı münasebetiyle Marmara Köşkü’nde verilen çay ziyafeti sırasında bizzat kendi ağzından dinlemiştir.
(...)
"-Atatürk,
"Başka çaresi yoktu. Evvela Sinop’a ertesi gün sabahleyin de 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldik.”
-Şapolyo:
"Ben kendilerine dedim ki, bir Avrupalı muharrir, sizin Samsun’a çıkışınızın 18 Mayıs olduğunu yazmış.
-Atatürk kendisine:
"Avrupalılar bizim tarihimizi ne bilirler ne de yazabilirler. Bunu ancak Türkler yazabilir. Sizler yazabilirsiniz!"
Şapolyo, Atatürk’ten aldığı bu direktifle yeni yazısı için Bandırma vapuru kaptanı İsmail Hakkı Durusu ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. O görüşmede Bandırma vapuru kaptanı İsmail Hakkı Bey kendisine (Özetle):
(...)
"Son süratimiz olan yedi mil ile Karadeniz’in biaman (amansız) dalgaları arasında yuvarlana yuvarlana İnebolu ve Sinop’a uğrayarak bin türlü müşkülat içerisinde bir gün şafak vakti Samsun’a vardık. Ondan sonra vukua gelen hâlâtı (durumları) bittabi (hiç şüphesiz) kendileri daha iyi bilirler. On dokuz sene sonra o mesut seferimizi bu kadar hatırlayabildim." demiştir.
Bandırma Vapuru kaptanı İsmail Hakkı Durusu Bey’in anlattıklarına göre Şapolyo arasındaki görüşme 1938 yılında gerçekleşmiştir. Ve o tarihte milli egemenliğe dayanan kayıtsız ve şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti tesis etmek üzere 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak Milli Mücadele’yi başlatan, 1927’de Nutuk’u okuyan Mustafa Kemal ATATÜRK hayattadır. Bandırma vapurunun diğer yolcuları da öyledir Hatta bu yolculardan bazıları “19 Mayıs bayramının 19 yılı” sürmanşetiyle o güne özel yirmi dört sayfa olarak yayımlanan Ulus gazetesinde 19 Mayıs hatıralarını anlatmışlardır.
Bandırma Vapuru yolcularından Dr. İbrahim Tali Öngören 19 Mayıs 1938’de Ulus gazetesine verdiği demeçte:
(...)
"Hareketimizin ikinci günü Sinop’a gelmiştik. Vapurumuz yüksüz, dalgalar şiddetli idi. Denizin üstünde bir müddet çalkalandık, durduk. Yanımızda Sinop’a yeni tayin olmuş bir mutasarrıf vardı. Onu Sinop’ta bıraktık. Sinop’tan Samsun’a kadar olan bir gecelik yolumuz da gene dalgalarla geçti" demektedir.
Bandırma vapurunun ikinci kaptanı Tahsin Dalaylı’ya göre “18 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan önce Bandırma Vapurundan inmemiş, Sinop’ta karaya çıkmamış (!), verdiği emrin yerine getirilmesini bizzat Bandırma vapurunda beklemiştir.”
Bandırma Vapuru İkinci Kaptanı Tahsin Bey o güne ait anılarını şöyle aktarmıştır (Özetle):
(...)
"16 Mayıs’ta Galata rıhtımından kalkınca birinci geceyi Zonguldak, ikincisini Sinop önlerinde geçirdik; hayli fırtına vardı. Dalgalardan müteessir olan Mustafa Kemal Paşa, kaptanı çağırdı: biraz istirahate ihtiyaçları olduğunu, fazla olarak İstanbul’la da muhabere etmeleri lazım geldiğini beyan buyurarak Sinop’a uğramamızı emretti. Emirleri yerine getirildi. Kaptanın eliyle götürülen telgrafın cevabı gelinceye kadar Sinop’ta bekledik. Nihayet cevap geldi. Anladığımıza göre 15 Mayıs’ta başlayan İzmir işgaline dair bazı malumat verilmiş bulunuyordu. 18 Mayıs akşamı güneş batarken tekrar yola devam ettik. Ertesi sabah, güneşin doğmasından iki üç saat sonra Samsun’a vardık."
Bandırma vapuru yolcularından Tümgeneral Arif Hikmet (Gerçekçi) Bey’e göre ,
(...)
"18 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan önce Bandırma vapurundan inmemiş, Sinop’ta karaya çıkmamış (!), verdiği emrin yerine getirilmesini bizzat Bandırma vapurunda beklemiştir."
Refet (Bele) Bey’in yaveri Üsteğmen Arif Hikmet Bey’e göre:
(..)
"18 Mayıs günü saat 12.00’ye doğru gemimiz Sinop limanına girdi. Gündoğusundan esen şiddetli rüzgâr limanda bulunan yelkenlilerle birlikte gemimizi de dalgaların üzerinde beşik gibi sallıyordu. Mustafa Kemal Paşa yaveri aracılığıyla karaya çıkıp Samsun’daki Tümen Komutanlığına gelişimizi bildiren bir telgraf çekmemi buyurmuşlardı. Gemiye güçlükle yanaşan bir sandala binerek karaya çıktım. Sonra telgrafhaneye giderek söz konusu telgrafı çektim ve gemiye döndüm. Bandırma, bir süre sonra Samsun’a yönelerek hareket etti. Cevat Abbas Gürer (Yaver) Beyi bularak Paşa’nın emrinin yerine getirildiğini bildirdim."

Nurettin Peker, Tarih ve tarihsel olaylar ve kişiler kategorilerinde eserler yazmış bir yazardır. "İstiklal Savaşı Resim ve Vesikalarla İnebolu – Kastamonu ve Havalisi" adlı eserinde Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’dan Ayrılışı, Sinop’a uğrayışı, Samsun’a Çıkışı hakkında şu bilgiler yer almaktadır:
(...)
"Anafartalar zaferiyle İstanbul’u kurtaran Kahraman Mustafa Kemal Paşa, Pontus tehlikesini önlemek bahanesiyle Erzurum’daki 15 inci, Sivas’taki 3 üncü, Ankara’daki 20 inci kolorduları emrine almak üzere geniş yetki ile 30 Nisan 1919 da 3 üncü ordu Müfettişliğine atanmış ve Yunanlıların İzmir’i işgalini duyunca ertesi günü küçük Bandırma vapuru ile İstanbul’dan ayrılmıştır. İstanbullular eskiden beri Savaşlara gidenleri, Gazi dönenleri, gururla uğurlarlar ve karşılarken vatan ve milleti kurtarmağa giden kahramanını uğurlayamamış ve yanık bağrına basamamıştı. Vapur boğazdan çıkınca İstanbul hükümetinin Sinop’a gönderdiği Mutasarrıf Mazhar Tevfik Bey’le vapurda tanışan Mustafa Kemal Paşa bu zatın Hukuk tahsili görmüş, Üsküdar polis Müdürlüğü yapmış ve Sinop Mutasarrıflığına gittiğini anlayınca memleketin kurtuluş çarelerini açıklamış, hatta Hürriyet ve İtilaf Fırkasının bir mutasarrıfı olduğu halde Mazhar Tevfik Beyi kalben kendine bağlamış olduğundan, vapurda kendisine hususi şifre anahtarı vererek gizlice görüşme imkânı sağlamıştı.
18 Mayıs 1919 sabahı vapur, Sinop limanına girdiği zaman o gün tesadüfen gün doğrusu rüzgârı estiğinden limanı allak bullak etmiş ve küçük Bandırma vapurunu yalpalara düşürmüştü. Mutasarrıf iskeleye çıkar çıkmaz vapurda Ordu Müfettişi M. Kemal Paşa ile maiyetleri bulunduğunu şehir adına dışarıya davet edilmesini Sinoplulara söylediği zaman karşılayıcılar adına mutasarrıfın yazdığı davetname vapura gönderilmiş ise de vapurun fazla yapmasından rahatsız olan Mustafa Kemal Paşa dışarı çıkmamış ve bir kartvizit ile özür dilemiştir. Çünkü Samsun’a ulaşmakta acele ediyordu. Hatta Samsun karayolu hakkında tahkikat yapılmışsa da kara yolculuğunun uzunluğunu ve zorluğunu anlamıştı. Bu esere kıymetli hatıralarını veren Sinop mektupçusu Hüseyin Hilmi Uluğ’daki tarihi kartvizitte aynen şu yazılmıştır:
"Muhterem Mutasarrıf(*) Beyefendi,
Sinopluların hakkımda gösterdikleri hissiyata teşekkür ederim. Rahatsızlığım dolayısıyla davetlerine icabet edemediğimden üzgünüm. Kendilerine selam ve sevgilerimin iletilmesinde yardımınızı rica ederim.
Dokuzuncu(**) Ordu Müfettişi
Tuğgeneral
Mustafa Kemal"
Büyük Ata’nın daha Samsun’a ayak basmadan ilk iltifatlarına mazhar olan Anadolu şehri ve Sinop ve halkı olmuştur. Sinop’tan kalkan Bandırma vapuru 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a vardığı ve Mustafa Kemal Paşa’nın karaya ayak bastığı zaman karşılayanları İstanbul’da uğurlayanlardan çok olmamıştır.”
(*):Mazhar Tevfik Bey: "Sinop Mutasarrıflığı'na tayin edilen Mazhar Tevfik Bey, o sırada yola çıkmaya hazırlanan Mustafa Kemal Paşa'dan Bandırma Vapuru'na kendisini de almasını rica etmiş ve Paşa'nın ricayı kabul etmesi üzerine Sinop'a kadar müfettişlik karargâhı ile beraber gitmiştir.
Mazhar Tevfik Bey'in 3 Şubat 1930'da Cumhurbaşkanlığı'na hem eski hem de yeni harflerle gönderdiği mektubunda;
(...)
"Bendeniz 335'te Üsküdar Polis Müdürü iken memuriyetimin lağvı üzerine Sinop Mutasarrıflığına tayin edilmiştim. O sırada Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretleri Üçüncü Ordu Müfettişi sıfatiyle Anadolu'ya azimete hazırlanmıştı, müşarünileyh hazretlerine müracaat ederek beni beraberlerinde götürmelerini rica ettim, lütfen kabul buyurdular. 335 Mayıs'ının 16. cuma günü saat 16'da Bandırma Vapuru'yla ve heyet-i mahsusaları ile birlikte İstanbul'dan hareket ettik, bizi Malta'ya sevk etmek üzere takibe çıkan İngiliz ganbotu yetişemeden beni Sinop'a çıkardılar, kendileri de Samsun'a çıktılar..." (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 01019712-43 ve 01019712-48'den aktaran; Murat Bardakçı, "Bir devlet operasyonu 19 Mayıs", Turkuvaz Kitap, Birinci Baskı: Eylül 2109 s.136.)
(**): "3.Ordu Müfettişi" olarak yazılmıştır. Atatürk'ün , atandığı 9. Ordu Kıtaatı Müfetişliği adının yeni hazırlanan bir talimata göre, 3. Ordu Müfettişliği adını almıştır (15 Haziran 1919). Belge 18 Mayıs tarihli olduğundan Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak yazılmıştır.



Yorumlar