Atatürk’ün İstanbul’un işgali nedeniyle İslam Alemi'ne bildirgesi (17 Mart 1920):
- 2 Mar
- 6 dakikada okunur

16 Mart 1920 günü İstanbul, İtilaf devletleri tarafından fiilen işgal edilmiş, Manastırlı Hamdi Efendi adlı bir telgraf memuru Mustafa Kemal Paşa'ya bildirmiştir.
Mustafa Kemal Paşa, 18 Mart 1920 günü Ankara'da basılan "Hakimyet-i Milliye" gazetesinde tam sayfada yayınladığı dört adet yazısıyla, işgale karşı tavrını resmen ortaya koymuştur. Mustafa Kemal imzalı ve İstanbul'un işgalini konu alan bu yazıların başlıkları ise şöyledir:
1-Beyanname;
2-Alem-i İslam'a Beyanname;
3-Protesto;
4-Umumi Vali ve Kumandanlıklara Yazılan Ta'mim (Genelge).
1-Beyanname:
"16 Mart 1336
İtilaf devletlerinin şimdiye kadar memleketimiz bölmeye yol bulmak için tevessül ettikleri muhtelif tedabir malumdur. Evvela Ferid Paşa ile bil-itilaf milleti müdafaasız bir halde ecnebi idaresine esir etmek ve memleketin muhtelif aksam-ı mühimmesini galip devletler müstemlekatına ilave eylemek düşünülmüştü. Kuva-yı Milliye'nin müzheret-ı umumiye-yi milliye ile müdafaa-i istiklal hususunda gösterdiği azim ve metanet bu tasavvuru alt üst etti. Saniyen kuva-yı milliyeyi iğfal ve onun müsaadesiyle şarkta birer cihan siyaseti takip etmek için heyeti temsiliyeye müracaat edildi. Heyet, milletin istiklalini ve mülkün tamamiyetini temin ettikçe ve hususiyle işgal sahalarının tahliyesine teşebbüs olundukça hiçbir nevi müzakereye yanaşmadı. Salisen kuva-yı milliye ile tevhid-i harekat eden hükümetlerin icraatına müdahale etmek suretiyle vahdet-i milliyeyi sarsmak ve hainane muhalefetleri teşvik ve tezyid cürete sevk eylemek tariki takip olundu. Vahdet-i milliyenin teşkil ettiği metanet ve tesanüd karşısında bu savletlerde eridi. Rabien mukadderat-ı memleketimiz hakkında endişe aver kararlar verildiğinden bahs olunmak suretiyle efkar-ı umumiyenin tazyikine başlandı. Müdafaa-yı namus ve memleket uğrunda her fedakarlığı göze almış olan millet-i Osmaniyenin azim ve iradesi önünde bu tehdidat dahi fayda vermedi. Nihayet bugün İstanbul'u cebren işgal etmek suretiyle devet-i Osmaniyenin yedi yüz senelik hayat ve hakimiyetine hitam verilmek isteniliyor. Bugün Osmanlı milleti kabiliyet-i medeniyesinin, hakk-ı hayat ve istiklalinin ve bütün istikbalinin müdafaasına davet ediliyor.
Cihan-ı insaniyetin inzar-ı istihsanı ve alem-i İslamın istihlası, makam-ı hilafetin tesirat-ı ecnebiyeden tahliyesine ve istiklal-i milliyenin mazi-yi şevketimize layık bir iman ile müdafaa ve teminine mütevakkıftır, giriştiğimiz istiklal ve vatan mücahedesinde cenab-ı hakkın avn ve inayeti bizimledir.
Anadolu ve Rumeli
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Heyet-i Temsiliyesi Namıma
Mustafa Kemal."
2-Alem-i İslam'a Beyanname:
"Hilafet- mukaddes-i İslamiyenin makarr-ı itilası olan İstanbul; meclis-i mebusan ve bilcümle müessesat-ı resmiyye-yi hükümete de vaz-ı yed olunmak suretiyle resmen ve cebren işgal edilmiştir. ("Mukaddes İslam hilafetinin yüksek merkezi olan İstanbul, Meclisi Mebussan ve bütün resmi hükümet müesseselerine de el konulmak suretiyle, resmen ve cebren işgal edilmiştir.)
Bu tecavüz saltanat-ı Osmaniyeden ziyade makam-ı hilafette hürriyet ve istiklallerinin istinadgah-ı yeganesini gören bütün alem-i İslama râci'dir. Asya'da ve Afrika'da peygamber pesandane bir ulüvv-i himmetle hürriyet ve istiklal mücahedesinde devam eden ehl-i islamın kuva-yı manevisini kırmak için son tedbir olarak itilaf devletleri tarafından tevessül olunan bu hareket, hilafet makamını taht-ı esarete alarak bin üç yüz seneden beri paydar olan ve müebbeden masun zeval kalacağına şüphe bulunmayan hürriyet- İslamiyeyi hedef ittihaz etmektedir. (Bu tecavüz, Osmanlı saltanatından ziyade, hilafet makamında hürriyet ve bağımsızlıklarının yegâne dayanağını gören bütün İslâm âlemine yapılmıştır. Asya'da ve Afrika'da Peygamberin beğeneceği yolda yüksek bir gayretle, hürriyet ve bağımsızlık mücahedesinde devam eden İslam ehlinin manevi kuvvetlerini kırmak için son tedbir olarak İtilaf devletleri tarafından kalkışılan bu hareket, hilafet makamını esaret altına alınarak, bin üç yüz seneden beri payidar olan ve müebbetten yok olmaktan korunmuş kalacağına şüphe bulunmayan İslam hürriyetini hedef almaktadır.)
Mısır'ın on bine baliğ olan şüheda-yı muazzesine, Suriye ve Irak'ın binlerce evlad-ı muhteremesine, ..., şimali Kafkasya'nın, Türkistan'ın, Afganistan'ın, İran'ın, Hünduçin'in velhasıl bütün Afrika'nın ve bütün şarkın bugün azim bir heyecan ve hedef ve derin bir emel-i istihlas ile titreyen efkar-ı müşterekesine havale edilmiş olan bu küçümseme darbesi ve tecavüzün düşmanlar tarafından tahmin edildiği veçhile maneviyatı haleldar etmek değil. Belki bütün şiddetiyle mucizeler gösterecek bir kabiliyet inkişafa mazhar eylemek neticesini tevlid edeceğine şüphemiz yoktur. Osmanlı kuva-yı milliyesi, hilafet ve saltanatın uğradığı müteselsil suikastlerin başladığı günden beri devam eden samimi bir vahdet ve tesanüd içinde vaziyeti bütün vehametine rağmen azim ve metanetle telakki etmekte ve bu son ehl-i salib muhacimatına karşı bütün İslamiyet cihanının hissiyat-ı müştereke-yi mukavemetine emin olmaktan mütevellid bir his müzaheratla azim ve imanının imal olduğu mücahedede inayet ve muvaffakiyet-i ilahiyeye mazhar olacağını itimad eylemektedir. (Mısır'ın on bine varan aziz şehitlerine, Suriye ve Irak'ın binlerce fedakâr olan muhterem evladına, Azerbaycan'ın, Kuzey Kafkasya'nın, Türkistan'ın, Afganistan'ın, İran'ın, Hint'in, Çin'in velhasıl bütün Afrika'nın ve bütün Doğu'nun bugün büyük bir birlik heyecanı ve derin bir kurtuluş emeli ile titreyen ortak fikirlerine havale edilmiş olan bu aşağılayıcı darbe ve tecavüzün, düşmanlar tarafından tahmin edildiği gibi maneviyatı haleldar etmek değil, belki bütün şiddetiyle mucizeler gösterecek bir gelişme kabiliyetine mazhar eylemek neticesini doğuracağına şüphemiz yoktur. Osmanlı milli kuvvetleri hilafet ve saltanatın uğradığı zincirleme suikastların başladığı günden beri devam eden samimi birlik ve dayanışma içinde vaziyeti bütün vahametine rağmen azim ve metanetle karşılamakta ve bu son Haçlı hücumlarına karşı, bütün İslamlığının ortak mukavemet hissiyatına emin olmaktan doğan bir yardım hissiyle azim ve imanın etken olduğu mücahedede, ilahi inayet ve muvakiyete mazhar olacağına itimat eylemektedir.)
Kurun-i vüstanın şövalye akınlarından bugün itilaflarına kadar meşum bir teselsül-ü ânûdane(zincirleme inatçılık) ile tevali eyleyen ehl-i salib feveranının bu son hamle-yi sefilanesi, İslamiyetin nur-u irfan ve istiklaline ve hilafetin tevhid ettiği uhuvvet-i mukaddeseye merbut olan bütün Müslüman kardeşlerimizin vicdanında da aynı hiss-i takbih ve mukavemeti ve aynı vazife-yi galeyan ve kıyamı uyandıracağından emin olarak Cenab-ı Hakk'ın mücahedat-ı mukadessemizde cümlemize tevfikat-i İlahiyesi'ni refik etmesini ve Ruhaniyet-i Peygamberiye istinad eden teşkilat-i müttehidemize muin olmasını niyaz ederiz. (Ortaçağın şövalye akınlarından, bugünün ittifak ve itifatına kadar uğursuz bir gaddarlıklar zinciri ile devam eden Haçlı feveranının bu son sefilhane işi, İslamiyetin irfan ve bağımsızlık nuruna ve hilafetin birleştirdiği mukaddes kardeşliğie bağlı olan bütün Müslüman kardeşlerimizin vicdanında da aynı beğenmeme ve mukavemet hissini ve aynı galeyan ve kıyam vazifesini uyandıracağından emin olarak, Cenabı Hakkın mukaddes mücahedelerimizde cümlemize ilahi yardımlarını göndermesini ve ruhaniyeti peygamberiye dayanan birleşik teşkilatımıza yardımcı olmasını niyaz ederiz.)
17 Mart 1336 (1920)
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Heyet-i Temsiliyesi namına
Mustafa Kemal"
3-Protesto:
"İstanbul'da bilumum devair-i resmiye, istiklal-i milliyemizi temsil eden meclis-i mebusan dahi dahil olmak üzere mü'telifin kuva-yı askeriyesi tarafından resmen ve cebren işgal edilmiş ve amal-i milliye dairesinde hareket eden birçok vatanperver eşhasın tevkifine de teşebbüs olunmuştur. Millet-i Osmaniyenin hakimiyet ve hürriyet-i siyasiyesine havale edilen bu son darbe-yi hayat ve mevcudiyetini ne pahasına olursa olsun müdafaa etmeye azim etmiş olan biz Osmanlılardan ziyade, yirminci asır medeniyet ve insaniyetin mukaddes addettiği bütün esasata, hürriyet, milliyet, vatan hissiyatı gibi bugünün cem'iyyât-i beşeriyesine esas olan bütün umdelere ve bu umdeleri vücuda getiren vicdan umumi beşere racidir. Biz hukukumuzu ve istiklalimizi müdafaa için giriştiğimiz mücahedenin kutsiyetine kail ve hiçbir kuvvetin bir milleti yaşamak hakkından mahrum edemeyeceğine kaniiz. Tarihin bugüne kadar kayıt etmediği bir suikast teşkil eden ve Vilson prensiplerine müstenid bir mütarekenin milleti esbab-ı müdafaasından tecrid etmiş olmasından mütevellid bir hileye de mübteni bulunmak hasebiyle dahi kabil-i imtizac olmayan bu hareketin takdir-i maiyetini resmi Avrupa ve Amerika'nın değil, ilim ve irfan ve medeniyet-i Avrupa ve Amerika'nın vicdanına tevdi' ile iktifa ve bu hadiseden tevellüd edecek mesuliyet-i azime-yi tarihiye son defa bir daha nazar-ı dikkat-i umumiyi celb ederiz. Davamızın meşruiyet ve kudsiyeti bu müşkil zamanlarda Cenab-ı Hakk'tan sonra en büyük zahirimizdir.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Heyet-i Temsiliyesi Namıma
Mustafa Kemal."
4-Umumi Vali ve Kumandanlıklara Yazılan Ta'mim (Genelge):
"1-Meclis-i mebusan dahi dahil olduğu halde Babıali ve bilcümle devair-i hükümetle beraber İstanbul İngilizler tarafından cebren ve resmen işgal edilmiştir. Telgrafhaneler dahi işgal altında bulunduğundan dolayı ne makam-ı hilafet ve saltanat, ne de sair makamat-ı resmiyeye maruzatta bulunmak imkanı kalmamıştır. Bu şeraite nazaren Anadolu Dersaadetle makamat-ı resmiye ile muhabereden mahrum kalmış oluyor. Ve muhabere teşebbüsü doğrudan doğruya düşmanları karşımıza çıkarmakta olduğundan dolayı da gayrı caizdir.
2-Vaizyet-i hazıranın icabatına ve tehaddüs edecek ahval ve vakâyi göre milletçe müttehiden ittihadi zaruri olan tedabirin temini için bilumum vilayat-ı Osmaniyede rüesa-yı memureyn-i mülkiye ve askeriyenin heyet-i temsiliye ile muhafaza-yı irtibat buyurmaları ricasını bir vazife-yi vataniye addediyoruz. Heyet-i merkeziyelerimizde bittab' memureyn-i mülkiye ve askeriye ile teşrik-i mesai ederek vazife-yi milliye ve vicdaniyelerini ifaya müsereat edeceklerdir.
3-İstanbul'daki hal fevkalade Anadolu'da kavanin-i Osmaniyenin meriyyetini haleldar edemeyeceğinden ve her ne şekilde olursa olsun ittihaz olunacak tedabirde millet-i Osmaniyenin kabiliyet-i medeniyesi bilhassa şayan-ı dikkat bulunduğundan kanun haricinde hiçbir muamele icra olunmaması ve bilumum vezaif-i mahaliyede esasat-ı kanuniyeye her zamandan ziyade itinakar davranılması... hayatiyemiz iktizasındandır.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi Namıma
Mustafa Kemal."
Kaynakça:
1-)Nur Bilge Crıss, "100. Yılında İstanbul'un İşgal Günleri", İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri Ticaret A.Ş., 2. Baskı: İstanbul, Mayıs 2020, s.126-127-128-129.
2-)"Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt: 7, (1920)", s.138'de: "Ankara'dan 94, Sivas Anadolu Kadınları Cemiyeti'ne İslam Âlemine Beyanname" başlığıyla yayımlanmıştır.



Yorumlar