Atatürk'ün Türk Milletine Beyannamesi (Harp Karargâhı,14 Eylül 1921);
- 26 Mar
- 3 dakikada okunur

"Mukaddes topraklarımızı çiğneyerek Ankara'ya girmek ve memleket bağımsızlığının fedakâr muhafızı olan ordumuzu imha etmek isteyen Yunan ordusu yirmi bir gün devam eden pek kanlı muharebelerden sonra Hakk'ın yardımıyla mağlup edilmiştir. Ordumuzun karşı taarruza geçmesi üzerine yüz geri etmek suretiyle kahraman Türk askerinin süngülerinden kurtulmak isteyen düşman ordusuna ricatı esnasında aman verilmemiş ve mühim kuvvetleri Sakarya doğusunda imha olunmuştur. Sakarya'dan geçerek şaşkın ve gayrı muntazam batıya yönelen kısımlarının arkasını bırakmayarak masum Türk milletinin hayat ve bağımsızlığına canavarca tecavüz edenlere layık olan cezayı vermek için ordumuz sönmez bir azim ve kahramanlıkla vazifesini yapmaya devam ediyor.
İstanbul'da o zaman kendisine Türk hükümeti namını veren fakat yabancılara hoş görünmek gayretiyle Türk milletinin en mukaddes menfaatlarını ayaklar altına alan vatan muhabbetinden mahrum birtakım ricalin caniyane hoşgörüsünden istifade ederek İzmir'e çıkan düşman bundan evvel dahi İnönü'nde ve Dumlupınar'da mükerreren Türk azim ve imanı karşısında kahr ve mağlup edilmişti. Ancak bu derslerden ibret almayan ve hiçbir hakka dayanmayarak mübarek vatanımıza tecavüz etmekte ısrar eden Yunanlılar bu defa Kral Konstantin'in saltanat hırsını tatmin için memleketlerinin bütün kaynaklarını açtılar ve para, asker, malzeme hususunda hiçbir fedakârlıktan çekinmeyerek aylarca hazırlandılar.
Ayrıca Doğu'daki siyasi menfaatlarını muhafaza etmek için masum kanların dökülmesini arzu eden bazı yabancı dostların gizli ve açık yardımlarına, teşviklerine dayandılar. Bu suretle vücuda getirdikleri muntazam ve donatılmış büyük bir ordu ile pervasız Anadolu içlerine saldırdılar.
Düşünmediler ki, Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri kendilerinin melun ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir.
Hakikatten milletimiz düşmanın hazırlıklarına mukabele için hiçbir fedakarlıktan çekinmedi., ordumuzu takviye için para, insan, silah, hayvan, araba velhasıl her ne lazımsa büyük bir arzuyla bol bol sağladı. Avrupa'nın en mükemmel vesaitiyle donatılmış olan Konstantin ordusundan ordumuzun teçhizat itibariyle de geri kalmaması ve hatta ona üstünlük sağlayabilmesi gibi inanılmaz mucizeyi Anadolu halkının fedâkarlığına borçluyuz.
Milli maksat uğrunda millet efradının hususi menfaatlarını hakir görme konusunda gösterdikleri harikalar, torunlarımızın ve nesillerimizin ilelebet iftihar sermayesi olacaktır.
Bu umumi gayretler sayesindedir ki, ordumuz ölümü hiçe saymak için hiçbir dakika tereddüt etmeyecek surette yüksek bir manevi kuvvetle düşman üzerine atıldı.
Canımızı, namusumuzu almak üzere Haymana ovalarına kadar gelen düşman efradı esir düştükleri zaman âlicenap askerlerimizden ilk istirham nidası olarak bir parça ekmek istemeleri manzarası, mağrur düşmanlarımızın akıbetini gösteren manidar bir levhadır.
Bu derece azim bir fedakârlık hissi ile topraklarını müdafaa eden milletimiz ne kadar iftihar etse haklıdır. Bağımsızlık mücadelemizde inayeti samedaniyesini Türk milletinden esirgemeyen Cenabı Hakk'a hamd ü sena etmeyi asla unutmayalım. Bizler esasen meşru olan davamızda ilahi inayetten hiçbir zaman ümüdimizi kesmedik. Hiç kimsenin hakkına tecavüz etmek istemediğimiz gibi, diğerleri tarafından da hayal hakkımıza ve bağımsızlığımıza riayet olunmasından başka bir davamız yoktur. Milli sınırımız dahilinde yabancı müdahaleden kurtulmuş olarak her medeni millet gibi hür yaşamaktan başka bir gayesi olmayan Türk milletinin meşru hakkı nihayet insanlık ve medeniyet âlemi tarafından teslim olunacaktır.
Ancak silahlarımızı maksadımıza tamamen ulaştıktan sonra bırakacağımızdan, pek yakın olan bu mesut ana kadar eskisi gibi bütün millet efradının azami gayret ve fadak3arlık göstermesini beklerim.
Cenabı Hak tevfikâtı samedaniyesini idame buyursun. Amin.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Başkumandan
Mustafa Kemal."
Kaynakça:
-Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Arşivi, Arşiv No: 1/4282, Dolap 17 (59), Göz 4 (3), Klasör 1027, Dosya 61 (38), Fihrist 3-15'te bulunan ve Hâkimiyeti Milliye Matbaası'nda basılan beyannamenin fotokopisini aktaran: Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, Ağustos 1981, sayı 80, Belge No: 1766.
-TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, c.12, Ankara, 1958, s.216-217.
-Hâkimiyeti Milliye, 16 Eylül 1921, Numara: 294.
-İkdam, 17 Eylül 1921, Numara: 8802.
-Vakit, 17 Eylül 1921, Sayı: 1354.
-Açık Söz, 17 Eylül 1921, No: 285, s.1.
-Yeni Gün, 17 Eylül 1921.
-Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Arşivi, 126/19247'den aktaran: Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri IV. Hazırlayan: Nimet Arsan, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1964, s.410-411.
Not: Eski yazı belge ve metinler Ahmet Hezarfen tarafından okunmuştur. (Bkz. Atatürk'ün Bütün Eserleri, C: 11, (1921), s.390-391.)



Yorumlar