top of page

"Fevkalade salahiyete sahip bir meclis!..

  • 15 Nis
  • 4 dakikada okunur

"17 Mart 1920


Sivas'ta 3.Kolordu Kumandanı Salâhattin Beyefendi'ye


Aşağıda arz olunan 'Suret' in gerek esas sureti ve gerek tatbikinin tasvip edildiğini veyahut değiştirilmesi münasip olan noktaların yarın öğle vaktine kadar bildirilmesini rica ederim.


Ve bu yüksek olurları alındıktan sonra tamim edileceği arz olunur.


Heyeti Temsiliye namına

Mustafa Kemal


Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, E.U. Basımevi, Ankara, Mart 1958, sayı 23, Vesika No: 592.
Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, E.U. Basımevi, Ankara, Mart 1958, sayı 23, Vesika No: 592.

Suret


İstanbul Meclisi Mebusanı ve merkezi hükümete başta İngilizler olduğu halde, İtilaf kuvvetleri tarafından resmen ve cebren el konularak Osmanlı hâkimiyet ve bağımsızlığının haleldar edilmiş olması, devletin genel vaziyetinde esaslı bir değişiklik vücuda getirmiştir. Kanuni Esasi'mizin koruması altında bulunması lazım gelen, kanun yapma, adliye ve icra kuvvetinden ibaret olan devletin üç kuvveti bugün mevcut değildir.


Dolayısıyla, mevcut vaziyetin İstanbul'la irtibatı kesilmiş bulunan Anadolu'da icap ettireceği idare tarzına ait esasları, her milletin bu gibi zamanlarda müracaat ettiği ahvale uygun olarak bir kurucu meclis (belgede: "meclisi müessisan") teşkiliyle tespit etmek zaruridir.


Aynı zamanda hilafet ve saltanat makamının bağımsızlığının dokunulmazlığını ve hilafet ve saltanat merkezi olan İstanbul'un kurtarılmasını hedefleyecek milli mücahedeleri kurucu meclisin denetlemesi elzemdir. Bu meclisin, şu ahvalde, şu usule göre acilen toplanmasındaki ehemmiyet dahi aşikâr olduğundan, milli meclisin iştirakiyle kurucu meclisin davetine maddi imkân dahi mevcut bulunmadığından, aşağıdaki üyelerin nihayet on beş gün zarfında Ankara'da çoğunluk teşkil edecek surette toplanması heyetimizce kararlaştırılmıştır.


1.Kurucu meclis, Ankara'da toplanacaktır.


2.Kurucu meclis üyeleri medeni cesaret, fikri kabiliyet, dini ve milli sağlamlık gibi vasıflara sahip olmakla beraber, yirmi beş yaşından aşağı olmamak ve kötü şöhret sahiplerinden bulunmamak şarttır.


3.Kurucu meclisin seçilmesinde livalar esas alınacaktır.


4.Müslüman olmayan unsurlar, seçimlere iştirak ettirilmeyecektir.


5.Her livadan beş üye seçilecektir.


6.Kurucu meclisin acilen toplanmasındaki zaruret genel milli oylara doğrudan doğruya müracaat suretiyle seçimlerin icrasını engellediğinden, idare ve belediye meclisi seçimlerinde toplanan milli oylara dayandırılmak yolu tercih edilir. Dolayısıyla, seçimler her liva idare ve belediye meclisleriyle Müdafaai Hukuk heyeti merkeziyeleri tarafından aynı günde ve aynı celsede icra edilecektir.


7.Kurucu meclis üyeliğine her parti, zümre, cemiyet tarafından aday gösterilmesi uygun olduğu gibi, her ferdin bu mukaddes mücahedeye fiilen katılması için bağımsız olarak adaylığını istediği mahallere ilana hakkı vardır.


8.Seçimlere her mahallin en büyük mülkiye memuru riyaset edecek ve seçimin selametinden mesul olacaktır.


9.Seçim gizli oy ve mutlak çoğunluk ile icra edilecek ve oyların tasnifi meclisin içlerinden seçeceği iki zat tarafından ve fakat meclis huzurunda yapılacaktır.


10.Seçim neticesinde bütün üyelerin imza ve bizzat mühürlerini ihtiva eden üç nüsha mazbata tanzim olunacak, bir nüshası mahallinde alıkonularak diğer iki nüshasının biri seçilen zata verilecek ve diğeri kurucu meclise gönderilecektir.


11.Kurucu meclis üyeleri, meclisçe aralarında koyacakları usul ve nizama uygun olarak tahsisat alacaktır. Ancak gidiş harcırahları seçim meclislerinin zaruri masraflar hesabıyla takdir edeceği miktarı üzerinden, mahalleri mal sandıklarınca ayrıca bir özel hesap açılarak ödenecektir.


12.Seçimler, işbu telgrafnamenin vurmasından itibaren nihayet beş gün zarfında tamamlanarak, üyeler hareket ettirilecek ve netice isimleriyle bildirilecektir.


17.3.36 [1920]

20.Kolordu Kumandan Vekili

Mahmut"


(...)


"Efendiler, bu mesele hakkında iki gün kadar kumandanlarla makine başında fikir alışverişi yaparak görüşlerini aldım. Ben, ilk yazdığım müsveddede "kurucu meclis" tabirini kullanmıştım. Maksadım da toplanacak meclisin "rejimi" değiştirmek salahiyetiyle mücehhez bulunmasını temin etmek idi. Fakat bu tabirin kullanılmasındaki maksadı lüzumu gibi izah edemediğim için veyahut izah etmek istemediğim için, halkın alışık olmadığı bir tabirdir, diye, Erzurum ve Sivas'tan ikaz edildim. Bunun üzerine "fevkalade salahiyete sahip bir meclis" tabirini kullanmakla yetindim." (Bkz: Gazi Mustafa Kemal Tarafından, Nutuk, c.1, Devlet Matbaası, İstanbul, 1934, s.301; Kemal Atatürk, Nutuk, c.1, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 1961, s.421.)


Atatürk'e, Erzurum'dan gelen uyarı seçim yapılarak Ankara'da bir Meclis'in toplanmasını destekleyen Kazım Karabekir Paşa'dan gelmiştir. Karabekir, "kurucu meclis" teriminin yanlış olduğunu; bunun yerine halkın alışık olduğu terimleri kullanmasını; mesela İslam'da bulunan ve halkın alışık olduğu "Şüra-i Milli" gibi terimlerin olabileceğini; Hilafet 'in ve İslami terimlerin de ön plana çıkarmasını tavsiye etmiştir. Atatürk, makine başında Erzurum ve Sivas'ta 3. Kolordu Kumandanı Selâhattin Beyefendiye, "kurucu meclis" tabirini kullanmasındaki maksadını (:rejimi değiştirmek!) şöyle izah etmiştir:


Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, E.U. Basımevi, Ankara, Mart 1958, sayı 23, Vesika No: 594.
Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, E.U. Basımevi, Ankara, Mart 1958, sayı 23, Vesika No: 594.

(...)


"C: Milli Meclis'in kanun yapma mahiyetine sahip olması için âyan mebusanın toplu olarak bir mahalde bulunmaları lüzumu yüksek malumlarıdır. Dolayısıyla, mebus arkadaşlarımızdan kaçabileceklerin çoğunluk hasıl etmeleri halinde bile âyan olmadıkça -ki bunların gelmelerine meydan yoktur- yine kanun yapma mahiyetine sahip olamayacaklardır.


İkinci olarak, bir mebusun cebren vazife yapmaktan alıkonulması veya tutuklanması, mebusluk sıfatını düşüremeyeceğinden, mevcut ikinci seçmenlerle yeniden seçim yapılarak tamamlanması da kanunen uygun değildir.


Üçüncü olarak: Genel muameleler, merkezi devletle alakanın kesilmiş olması sebebiyle kanun yapma ve yapılacak icraatı denetleme ve mevcut kanunların muhafaza hükümlerini temin edecek bir meclis, ancak milletin kurucu salahiyetle seçeceği vekillerden meydana gelebilir. Bunların haricinde bir heyet veya bir meclisin kuvvetli bir sıfat ve salahiyeti olamaz. Şu halde mevcut kanunların yürürlüğünü ve eski idare tarzını olduğu gibi muhafaza etmekle beraber, memlekette idare birliğini temin ve icabında alınacak fevkalade tedbirlerin alınması için kanun yapma salahiyetini milletten alan bir heyete lüzum vardır ki, o heyet kurucu meclis olabilir. Milli Meclis'in, hükümetin yokluğu, Kanunu Esasi hükümlerinin tamam tatbikine imkân bırakmadığı gibi, mebusanın Ankara'da toplanabilmesi dahi kurucu meclis, kanuni bir tarzda davet edebilmesi, âyanın tasdik ve iradenin sudûr etmesine (Padişah'ın izin vermesine!) bağlıdır.


Kurtulup gelebilecek mebusların ulaşması ve burada toplanma zamanı belirsiz olduğu için ve bugünkü halin devamı, memlekette anarşi doğurabileceği düşüncesiyle, Heyeti Temsiliye, mebuslardan kurtulup iltihak edebilecekleri dahi dahil olmak üzere böyle bir meclisin toplantıya davetini elzem görüyor. Her tarafta başlaması muhtemel olan tek tek hareketlerin ve görüşlerin ancak böyle bir meclisin hâkimiyetiyle birleştirilebileceğini tasavvur ediyoruz.


Kurucu meclis üyelerini ikinci seçmenler tarafından seçmek, yine arzu buyrulan kanuni vaziyeti temin edemeyecektir. Çünkü, ikinci seçmenler, ancak mebus seçebilirler. Ve seçtikleri mebuslar vefat veya istifa etmedikçe vekâlet sıfatları düşmeyeceğinden, yerlerine diğer bir mebus veya mevcuda ilaveten fazla mebuslar seçmeye salahiyetleri yoktur. Bununla beraber, ikinci seçmenler de livalarda seçim meclisine ithal olunarak o açıdan doğan sakınca bertaraf edilebilir. Evvelce de arz olunduğu üzere zamanın müsaadesizliğinden dolayı kendisine genel oyların toplanmış olduğuna şüphe olmayan idare ve belediye meclisleriyle Müdafaai Hukuk heyetlerince şu seçimlerin icrasından başka acil çare olmadığı görüşündeyiz. Hristiyanlar hakkındaki kaydın çıkarılması uygundur. Tekrar yüksek görüşlerini makine başında beklediğimiz arz olunur. Bu konuda seri karar vermek ve hemen icaplarına girişmek lüzumunu hissediyoruz. Efendim.


Heyeti Temisliye namına

Mustafa Kemal"


Atatürk, Kazım Karabekir Paşa'nın yüksek görüşlerini nazarı dikkate almış, 19 Mart 1920 tarihli genelgesinde "fevkalade salahiyete sahip bir meclis" tabirini kullanmıştır.





 
 
 

Yorumlar


© 2025 ataturkunizinde.com tüm hakları saklıdır.

bottom of page