top of page

Kurban Bayramı Münasebetiyle Ordu'ya Tamim (25 Ağustos 1920);

  • 27 May
  • 3 dakikada okunur

Atatürk, 25 Ağustos 1920 Çarşamba günü, Kurban Bayramı vesilesiyle, cephedeki askerle bayramlaşmak ve Batı cephesini denetlemek üzere Fevzi (Çakmak) ve İsmet (İnönü) Paşalarla birlikte Ankara'dan Eskişehir'e gelerek Bayram vesilesiyle ordu mensuplarına bir genelge yayımlamıştır:


"Eskişehir

25.8.36 [1920]


Bilecik'te Ertuğrul Grubu Kumandanlığı'na

Bilecik vasıtasıyla 61. Fırka Kumandanlığı Vekâleti'ne

Adapazarı'nda 24. Fırka Kumandanlığı'na

Pazarcık'ta 11. Fırka Kumandanlığı'na

Uşak'ta 23. Fırka Kumandanlığı'na

Denizli'de 57. Fırka Kumandanlığı'na

1. ve 2. Kuvvei Seyyare Kumandanlarına

Batı Cephesi Kumandanlığı'na


1.Cephedeki asker arkadaşlarımızla bayramlaşmak ve genel vaziyeti mahallinde teftiş etmek üzere, Müdafaai Milliye Vekili ve Erkânıharbiyei Umumiye Reisi ile birlikte Eskişehir'e geldim. Bayramınız mübarek olsun. Vatanımızın kurtarılmasını için giriştiğimiz mukaddes mücahedede Hakk'ın inayetiyle yakında muvaffakiyet kazanır ve hakiki bayramlar yaparız.


2Davamızın meşrutiyetine ve bunda muvaffak olacağımıza en bariz delillerden biri olmak üzere, son günlerde cihanın genel vaziyetinin lehimize aldığı mühim cereyanları zikredeceğim:


Ordularını, doğu sınırımıza kadar ilerletmek ve bize yardım etmek suretiyle harekât birliği yaptıklarını fiilen ispat eyleyen Bolşevik orduları, emperyalist devletlerin Doğu'da yegâne dayanağı olan Lehistan'ı istila ederek ve her yerde büyük zaferler kazanarak Varşova önlerine kadar ilerlediler. Bütün şiddetiyle ilerleyen ve kendi hayatlarını tehdit eyleyen bu mukavemeti yok eden istila akını karşısında, Avrupa devletleri, Lehistan'a yardım için bir tek nefer dahi gönderemeyecek vaziyettedirler. Dolayısıyla bu tehlikeye de karşı koymak ümidiyle Yunanlıları istihdama karar verdiler. Lehistan'daki elim vaziyetlerini hafifletmek için Kırım sahillerine Yunan kıtaları sevk olunmaya başlandı. Bununla beraber, ortaya çıkan bu yeni sıkıntılar karşısında Avrupa devletleri, Türkiye'deki vaziyetlerini süratle iyileştirerek bütün kuvvetlerini Bolşevik tehlikesine karşı kullanabilmek için, Yunanlılara Batı cephemize karşı yeniden bir taarruz icra ettirmeleri ihtimali vardır. Bu son günlerde alınan malumat bu ihtimali takviye etmektedir.


3.İnce araştırmalar ve hesaplar neticesinde, Yunanlıların böyle bir taarruza tahsis edebilecekleri azami kuvvete karşı, ordumuzun tam bir muvaffakiyetle karşılık verebilecek bir vaziyette bulunduğu tahhakkuk etmiştir. Ancak uzun ve azimkâr mesainin şükrana değer bir neticesi olmak üzere meydana getirilen bu ordunun şimdiye kadar en akıllara durgunluk veren fedâkarlıklarla ve zaferlerle dopdolu olan tarih ve anananelerine layık bir azim ve fedâkarlıkla vuruşması elzemdir. Hakikati olduğu gibi bilerek tedbirlerimizde isabet etmiş olmak için, hepimiz büyük bir üzüntüyle hatırlamalıyız ki, bundan evvelki Yunan taarruzunda kıtalarımız vazifelerini yapmamışlar ve düşmana bir askeri yürüyüş yaparcasına memleketimizi çiğnetmişlerdir. Beklediğimiz yeni muharebelerde de herhangi bir kıta tarafından en ufak vazifesizlik görülmemesi için kumandanların esaslı tedbirler almalarını talep ederiz. Bu vazifenin vicdani ve vatani bir mecburiyet olduğunu belirtmeye lüzum yoktur. Fakat bundan fazla olarak milletimizin geçen Yunan felaketlerini affetmediğini ve yeni muharebelerde vazife yapılmasına karşı fevkalade dikkat ile murakip bulunduğunu bütün alakadarların bilmesi lazımdır. Cereyan eden muharebeden yalnız en büyükten en küçüğe kadar subaylar heyetinin mesuliyeti tabii olup, kıtanın dağılmış veya muharebe etmemiş olması bile subaylar heyetine atfolunacaktır. Velhasıl, vatanımızın kurtarılması ümitleri hakikat kazanmakta olduğu şu anlarda, Yunan taarruzuna karşı ordumuzun muktedir olduğu mukavemeti göstererek, kurtuluşumuzu temin edecek kati zafer elde etmek için subay ve nefer tarafından vazifenin hakkıyla yapılacağı ve yaptırılacağı meselesinde hiçbir şüphe ve tereddütün kalmaması lazımdır.


4.Başlı başına dünyanın en büyük kahramanlık tarihine vâris olan ve dünyanın en muazzam ordularına karşı büyük bir şan ve şerefle ve muvaffakiyetle vuruşmuş olan ordumuzun, Yunanlılar gibi bir düşmana layık olduğu karşılığı göstereceğini, kumandanlarımızın ve subaylar heyetimizin temin edeceğini, Hakk'ın lütfundan ümit eder ve beklediğimiz bu yeni muharebede asil ordumuz için neticenin ve kati zaferler temin ederek bütün silah arkadaşlarımıza samimi ve kalbi selamlarımızı tebliğ eyleriz.


İsmet - Fevzi - M. Kemal


Makine başında kolordu ve fırka karargâhlarından birer subaya yazdırılacaktır.


Kaynakça:


-Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Arşivi, Dolap 9, Göz 5, Dosya 2'den fotokopisiyle birlikte aktaran: Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Aralık 1964, sayı 50, Vesika No: 1160.

-"Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri IV", Hazırlayan: Nimet Arsan, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları Ankara, 1964, s. 347-348.

-"Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt:9 (1920)", Kaynak Yayınları, Birinci Basım, Ekim 2002, s.267-268.


Not:


*Eski yazı belge, 2 Eylül 1920 tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesinde "27 Ağustos tarihli ve eksik olarak yayımlanmıştır!":

  1. Başlıklar yoktur.

  2. Yalnızca "Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal" imzası bulunmaktadır.

  3. 1991 yılında Atatürk Kültür, Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan "Atatürk'ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri IV", eserde Belge No: 328, s.347'de 2 Eylül 1920 tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesi referans olarak gösterilmiştir. (Başlıklar yoktur! Yalnızca "Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal" imzası bulunmaktadır.)

*Eski yazı belgenin tarihi, Harp Tarihi Vesikaları Dergisi'nde yanlışlıkla "28/8/36" şeklinde okunmuştur:




 
 
 

Yorumlar


© 2025 ataturkunizinde.com tüm hakları saklıdır.

bottom of page