top of page

"Seryaver Salih Bey'e (15 Ocak 1923);

  • 10 May
  • 2 dakikada okunur

Eskişehir: 15 (İmtiyaz sahibimiz tarafından) - Paşa Hazretleri validelerinin vefat haberini tebliğ eden Seryaver Salih Bey'e şu telgrafnameyi çekmişlerdir:


[...]

"15.1.339 {1923}

Makine başında

Dakika geciktirilmesi mesuliyet sebebidir.


Verdiğiniz elim haber, beni çok üzdü. Merhumenin münasip bir tarzda defin merasimini yaptırınız. Cenabı Hak, millete hayat ve selamet versin.

Başkumandan

Gazi Mustafa Kemal" (Bkz. Cumhuriyet, 5 Şubat 1939, s.5; " 'Atatürk'e ait hatıralar' Salih Bozok Anlatıyor". Ayrıca bkz. "Atatürk'ün Toplanmamış Telgrafları", Derleyen: Dr. Utkan Kocatürk, Edebiyat Yayınevi, Ankara, 1971, s.17.)



Milliyet gazetesinde ise tarihi belge şu açıklamayla yer almaktadır:


"Bu defaki Eskişehir ziyaretinin Gazi için pek acı hatırası oldu:

Şehre geldikleri gün, İzmir'de bulunan Seryaver Salih Bey'den (şimdi Yozgat Mebusu) bir telgraf name geldi. Telgrafta şu kara haber vardı:

Paşa'nın İzmir'de hasta bulunan validesi vefat emiş...


[...]

Gazi, bu kara haber üzerine bir müddet düşündü: Cenaze merasiminde bulunmak için hemen İzmir'e mi hareket etmeli?.. O halde tespit olunan seyahat programını değiştirmek, İzmit ve İstanbul civarında talim ve terbiye ile meşgul olan ordunun teftişlerini geri bırakmak, kısacası verilen emir ve kararlardan vazgeçmek lazım geliyordu. Başkumandan Paşa, bu yönü gerekli görmedi. "Vatan vazifesinin yanında hiçbir hissin, hiçbir fikrin hükmü yoktur" dedi. Sonra da İzmir'de Salih Bey'e şu telgrafı not ettirdi:


[...]

Verdiğiniz elim haber, beni çok üzdü. Merhumenin münasip bir tarzda defin merasimini yaptırınız. Cenabı Hak, millete hayat ve selamet versin.

Başkumandan

Gazi Mustafa Kemal"


[...]

Dönüşte bir istasyonda... Gazi Başkumandan, etrafını alan kumandan, subay ve halk ile görüşüyor. Arkada bir gürültü, bir çekişme var:

Başı siyah bir yazma ile sarılı bir kadın, Gazi'ye doğru ilerlemek istiyor. İnzibat memurları mani oluyorlar. Kadın sertleniyor ve acı acı söyleniyor.

Gazi, bunun farkına varıyor:

-"Niçin bırakmıyorsunuz? Bırakınız gelsin. Belki bir derdi, bir diyeceği var!" diyor.

Yol açılıyor. Kadın Gazi'ye doğru geliyor. Müşfik gözlerini Gazi'nin yüzüne dikiyor, bir eliyle de omzunu okşuyor. Sonra da gözleri yaşla dolu, tıkanık bir sesle Paşa'ya diyor ki:

-"İşittim ki, anan ölmüş... Başın sağ ola!"

Gazi, üzüntü ve hislenmesinden biraz duraklıyor, sonra da kadına şu cevabı veriyor:

-"Evet, anam öldü. Fakat vatan anam sağ olsun!" (Bkz. Milliyet, 30 Kasım 1929, No: 1365 ve 9 Aralık 1929, No: 1374: "Siirt Mebusu Mahmut 'Gazi ve İnkılap'")


Kaynakça:

"Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 14, (1922-1923)", Kaynak Yayınları: 398, Birinci Basım: Ağustos 2004, s: 259.

 
 
 

Yorumlar


© 2025 ataturkunizinde.com tüm hakları saklıdır.

bottom of page