TBMM'de "23 Nisan Gününün Millî Bayram Addi Hakkında Kanun" Tasarısının Görüşülmesi ve Kabulü;
- 21 Nis
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 22 Nis

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının birinci yıldönümü olan 23 Nisan 1921 günü, Birinci Başkanvekili Hasan Fehmi Bey'in (Sinop) Başkanlığında açılan birleşimde Refik Şevket Bey (Saruhan) ve on bir arkadaşı ile Şevket bey (İçel) birer önerge vererek 23 Nisan gününün Milli Bayramlardan sayılmasını istemektedirler.
Birinci önergede, "Milli tarihe başlangıç teşkil eden bugünü milletin hatırasında sürekli yaşatmak için milli bay ram sayılması ve Genel Kurulun bu kanun tasarısını encümenlere göndermeyerek hemen görüşülmesi ve kabulü" önerilmektedir.
İkinci önerge, "23 Nisan'ın hayat hakkı ve bağımsızlık savaşı veren Türk Milletinin geleceğine Büyük Millet Meclisinin el koyduğu tarih olarak kutlanacak bugün olması gerektiği" yolundadır.
İlk sözü alan Vehbi Efendi (Konya),
(...)
"Milli gayemizin oluşumuna başlangıç olan bugün, Milletimiz için gerçekten kutlu bir gün ise de, ancak düşmanlara kuvvetimizi gösterip İzmir'i, Bursa'yı yeniden aldığımız gün bayrama kavuşacağımızı, gösteriş ile milletin maneviyatını kuvvetlendirmek mümkün olmadığını, milleti bu şekilde gösterişlerle değil itikat yönünden yukarı kaldırmanın çaresine bakılmasını, böyle bir kanuna ihtiyaç olmadığını" söylemiştir.
Yahya Galip Bey'in (Kırşehir), Vehbi Efendi'nin bu sözlerine karşılığı çok ağırdır:
(...)
"Eğer Millet sizin düşüncenizde olsa idi bu Meclis toplanmazdı. Bu, öyle mutlu bir gündür ki millet kurtuluş beratını o gün almıştır ve inşallah bu, sonsuza kadar böyle devam edecektir. İzmir'i de alacağız, Bursa'yı da alacağız. Onun için de bir gün yapacağız. Hoca Efendi Hazretleri, bu günü semadaki melekler bile kutluyor, siz niçin kutlamak istemiyorsunuz? İnsaf Hoca Efendi insaf... Sizi buraya İngilizler gönderdi. Siz kendiliğinizden gelmediniz. Evet bu bir gerçektir. Efendi Hazretleri buraya İngilizlerin vasıtası ile ve aynı zamanda özel trenle gelmişti."
Hamdi Namık Bey (İzmit) ve Tunalı Hümi Bey (Bolu), bu duruma tanık olduklarını söylemektedirler. Başkan, Yahya Galip Beyden sözünü geri almasını istemiştir. Sözünü geri alan Yahya Galip Bey konuşmasına devamla:
(...)
"Ben kimseye hakaret etmiyorum. Ancak ne zaman bir mutlu gün olur, memleketin sevinçli anları olur, bunun içine İslâm ahlâkını sokarlar. Bizim istediğimiz de İslâm ahlâkı tamamıyla gerçekleşsin, bunda noksan hareket var ise şeriatın göstermiş olduğu yol doğrultusunda bunlar da tedip edilsin. Ancak hergün, her fırsattan yararlanarak temcit pilavı gibi bunu tekrarlamaktan ne çıkar?.." diyerek sözlerini tamamlamıştır.
İktisat Vekili Mahmut Celal Bey (Saruhan) uzun bir konuşma yaparak, mütareke imzalanmasından sonra memleketin içinde bulunduğu durumu, işgalleri, Türk Milletinin hayatına namusuna, geleceğine yapılan tecavüzleri anlatır ve
(...)
"Anadolu'dan bir sesin bu millet tutsak edilemez, diye bağırması üzerine yer yer direnişler başladığını, 15 Mayıs 1919'da İzmir ve 16 Mart 1920'de İstanbul'un işgali ile Anadolu ihtilalinin başladığını ve nihayet Büyük Millet Meclisinin toplanarak mutlu sona doğru sağlam adımlar atıldığını söyleyerek; rica ederim bu, bütün İslâmlar için büyük bir gün değil midir? O halde bu günün lâyık olduğu şekilde kutlanması için fazla söylemeyeceğim" demekle yetinir.
Ali Şükrü Bey (Trabzon) ise Vehbi Efendiyi savunmak istemiş ve söz alarak:
(...)
"Vehbi Efendi ve kendilerinin buraya millet tarafından gönderildiklerini, ancak işin başında olduklarını, boyunlarına takılan esaret halkasını elbet bir gün söküp atacaklarını, 23 Nisan'da burada toplandık diye bu günü kendimize bayram yaptık, millet, siz de bayram yapın demek uygun olmayacağını" söylemiştir.
Fevzi Efendi'nin (Malatya), yanlış düşünüyorsunuz uyarısı üzerine de Ali Şükrü Bey:
(...)
"Millet tutsaklıktan kurtulup İstanbul'a, Edirne'ye, İzmir'e, Bursa'ya kavuştuğu zaman bu bayramı kutlayacaktır. Bizi bu başarıya eriştiren, 23 Nisanda bizi buraya toplayan millettir. Bunu kendimiz için önermeyelim. Kaldı ki önümüzde aşılacak tehlikeli yollar vardır. Bunu gayemizin gerçekleştiği güne bırakalım. Millet, kendi kendini, bizi bu kutsal amacına götüren, burada toplandığımız günü kutlasın ve şenlik yapsın" diyerek sözünü bitirmiştir.
Söz alan Muhittin Baha Bey (Bursa):
(...)
"22 Nisan ile 23 Nisan arasındaki farkı düşünmek bu günün milli bir kutlama günü olup olmadığına karar vermek için iyi bir vesile olmuştur", diyerek söze başlamış ve "22 Nisan 1920 günü bize hıyanet etmiş, Hilafet ve Saltanata saldırmış bir adam ve yardakçıları vardı. Millet başsızdı. Dışarıdaki hükümetler, milleti kurtarmak için öne atılanlara asi diyordu. Yer kapmak için ortaya atılan adamlar diyordu. Herkes bu iş ne olacak diye düşünüyor, ağlıyor, birbiri ile dertleşiyordu. 23 Nisanda millet, vekillerini burada topladı. Meclis, milli davayı eline aldı. Milletin duygularına tercüman olarak işe başladı. Çok işler de başardı. Bunlar bizi buraya gönderenlerin göğüslerini kabartacak bir düzeydedir diyerek başarılan işleri uzun uzadıya anlatmış, sözlerini "Binaenaleyh 23 Nisan günü, bu milletin, özgür ve bağımsız Anadolu'nun sonsuza kadar milli bir bayramıdır" diyerek sözlerini tamamlamıştır.
Müfit Efendi (Kırşehir) söz alarak, 23 Nisanın kutlanacak bir gün olması üzerinde durmuş;
(...)
"İki gün önce Afgan Elçisi Sultan Ahmet Han, beni karşıladıkları sırada elli yedi gündür yoldaydım ve bütün gücüm ile 23 Nisanda Ankara'da bulunmaya gayret ettim. Çok şükür bugün buradayım. Ben ve Afgan İslâm halkı, Cenab-ı Hakkın bizi bu başarıya ulaştırmasından dolayı sevinçliyiz. Bu günü, İslâmın mutlu günü olarak kut samalı ve her bayramdan daha saygı değer olarak kabul etmeliyiz" dediğini anlattıktan sonra şiddetle alkışlanmıştır.
Söz alan önerge saibi Refik Şevket Bey (Saruhan), amaçlarını açıklamak üzere kürsüye gelmiştir. Duygularına tercüman olan Müfit Efendiye teşekkür ettikten sonra;
(...)
"Arkadaşlarla birlikte bunun oy birliği ile kabulünü önerdik. Tutanak dergileri ortada. En ufak meselelerde uzun tartışmalar yaptık. Fakat hiç bir meseleden dolayı birlik ve beraberliğimizden ayrılmadık. Bu kubbenin altında ne zaman ki millete hayat verecek bir mesele söz konu su oldu ise hiç kimse el kaldırmak zahmetinden kendini esirgemedi. Aynı ümit ve aynı amaç idi ki koca tarihi ihya etmek şerefini, koca bir tarihi yeniden yaşatmak görevini üzerine alan Meclisimiz bu günü elbet teki takdir ve takdis edecek ve bunu geleceğe armağan bırakacaktır. İşte bu düşünce iledir ki Yüce Meclise oy birliği kabulünü önerdik. Aramızda bu öneriyi kabul etmeyen kimse yok. Yalnız başaralım, amacımızı gerçekleştirelim, ondan sonra deniliyor. Efendiler, milli gayenin sınırı yoktur. Her kim bu gayeyi sınırlandırmış ise o adamın bilgisi gayet noksandır. Ali Şükrü Beyin daha tamamıyla başarmadık sözü de gerçeği yansıtmıyor. Çok şeyler başardık. Karşımızda bir Ermenistan vardı. Saldırılarını önlemekle kalmadık, ortadan kaldırdık. Bizden ayrılan kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. Bütün bu şereflerin, başarıların başlangıcı 23 Nisandır. Sayın milletvekillerinden bu önerimizin oy birliği ile kabulünü rica ediyoruz" diyerek sözünü tamamlamıştır.
Söz alan önerge sahiplerinden Refik Bey (Konya);
"Düzenli bir tarihe, parlak ve göz kamaştırıcı bir hayata sahip olan milletimiz hakkında düş manların bir kanısı vardır. Onlar diyor ki, Türk Milleti bağımsızlığa lâyık değildir. 23 Nisan tarihinden önce düşmanlarımızın, bizim hakkımızda sürekli tekrar ettikleri bu sözü, bu büyük günü idrâk etmekle yalanlıyo ruz ve bunu bugünkü toplantımız çözüme kavuşturmuş ve anlatmıştır ki, Türkler yüzyıllardan beri, bağımsızlığına sahip olmuş, tarihini korumuş ve bu uğurda kanını akıtmaktan, varlığını korumakta her fedakârlığı göstermekten çekinmemiştir. Bugün bu sözü söyleten 23 Nisan toplantısının feyizli sonucudur." diyerek tasarının kabulünü istemiştir.
Görüşme yeterli görülürek 23 Nisanın Milli Bayram sayılmasına dair özel kanun kabulü ile Başkan, verilen karara uyarak birleşimi kapatmış ve kabul tarihinden geçerli sayılan Kanun 2 Mayıs 1921 Tarih ve 10 Sayılı Resmi Gazetede (112) sayıyı alarak yayımlanmıştır:

"Numara: 112
Madde 1- Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk yevm-i küşadı olan 23 Nisan günü millî bayramdır.
Madde 2- Tarih-i kabulünden muteber olan işbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur.
23 Nisan 1337 / 16 Şaban 1339, İçtima 24, celse 1, 23 Nisan 1337 tarih ve 174 numaralı tezkere ile İcra Vekilleri Heyeti Riyaset-i Celilesine yazılmıştır."
Kaynakça:
I. Dönem Zabıt Ceridesi: C. 10 - s. 69 : 74'den aktaran: Fahri Çoker, "Türk Parlamento Tarihi (Millî Mücadele ve T.B.M.M. I. Dönem 1919-1923), Cilt: I", Türkiye Büyük Millet Meclisi Yayınları, ISBN-975-7291-03-XNo:4, s.659-663.



Yorumlar