Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal'den Hicaz Meliki (Kralı) ve Necid Sultanı Abdülaziz Hazretleri'ne (27 Nisan 1926);
- 27 Nis
- 3 dakikada okunur

Hicaz Meliki ve Necid Sultanı Abdülaziz bin Abdurrahman bin Faysal el-Suûd (veya yaygın adıyla İbnü's Suûd), modern Suudi Arabistan'ın kurucusudur. Hicaz bölgesini Haşimilerden alarak 7 Ocak 1926 tarihinde "Hicaz Meliki ve Necid Sultanı" unvanıyla tahta çıkmıştır.
Hicaz Kralı Abdülaziz İbnü’s-Suûd (1880-1953) İslam dünyasındaki meşruiyetini pekiştirmek amacıyla inisiyatif almış ve zaman bakımından söz konusu Kahire'de 13-19 Mayıs 1926 tarihleri arasında el-Ezher Rektörünün başkanlığında düzenlenen Hilafet Kongresi (el-Mu’temerü’l-İslâmiyyü’l-Âmm li’l-Hilâfeti) ile çatışacak tarzda Mekke’de bir kongre düzenlemeye karar vermiştir: "Dünya Müslüman Kongresi, Mekke 7 Haziran-5 Temmuz 1926 (Mu’temeru’l-âlemi’l-İslami, the Congress of the Islamic World, Congrè du Mond musulman)"
Kral İbnü’s-Suûd, bu kongrede Kahire Kongresi’nde olduğu gibi hilafet üzerine teorik tartışmalar yapmak ya da halife seçmek gibi hayali konulara değil de başta Mekke ve Medine olmak üzere Hicaz bölgesinin imarı ve hac organizasyonunun iyileştirilmesi gibi kamu düzeniyle ilgili pratik ve dâhili birtakım konulara odaklanmayı ve böylece hem Müslüman bir ulus devleti inşa etmeyi hem de birtakım uluslararası İslam iş birliği ve dayanışma örgütleri kurmayı planlamıştır. Bu çerçevede çeşitli İslam ülkelerinin liderlerini, azınlık temsilcilerini ve bazı âlimleri davet etmiş; Türkiye Cumhuriyeti reisine "ed-Davetü li’l-Mu’temeri’l-İslâmî" adıyla kongre davetiyesi göndermiştir.
Kral İbnü’s-Suûd, Mekke’de düzenlenecek olan Dünya Müslüman Kongresi’ne (Mu’temeru’l-âlemi’l-İslami, the Congress of the Islamic World, Congrè du Mond musulman) çeşitli İslam ülkelerinin liderlerini, azınlık temsilcilerini ve bazı âlimleri davet etmiş; bu çerçevede Kahire Kongresi'ne elçi göndermeyen Türkiye Cumhuriyeti Reisi Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Kral Hazretlerinden bir telgraf gelmiştir. 21 Mart 1926 tarihinde çekilen telgrafta: "Mekke ve Medine'ye gelecek hacıların ve ziyaretçilerin rahatı ve kutsal şehirlerin ıslahı için gereken vasıtaları konuşmak için, hicri 1344 senesi Zilkade ayının yirminci günü bütün Müslüman memleketleri ve milletleri temsil edecek bir kongre yapılacağı" belirtilmekte ve Türkiye'den de birinin bu kongrede hazır bulunması talep edilmiştir. (Not: 1344 senesi Zilkade ayı Miladi takvimde 1926 Mayıs-Haziran dönemine denk gelmektedir.)
Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Mekke’de düzenlenecek olan Dünya Müslüman Kongresi’ne gönderilecek delegeler hakkında Hicaz Meliki (Kralı) ve Necid Sultanı Abdülaziz İbnü’s-Suûd Hazretleri'ne Ankara'dan 27 Nisan 1926 tarihli telgrafı şöyledir:
"Ankara, 27 Nisan 1926
Tel.
Zatı melikanelerince yapılması, bildirilen maksatla tasavvur buyurulan kongreye bir delegemizin gönderilmesi için daveti ihtiva eden telgrafnamei sultanilerine cevaben melikanelerinin nezdine gitmek üzere bulunan temsilcimizden başka, kongrede Türkiye'yi temsil etmek üzere tarafımızdan özel bir delege gönderilecektir. Allah cümlenizi muvaffak eylesin.
Gazi Mustafa Kemal"
Kral İbnü’s-Suûd'un Mekke’de düzenlenecek olan Dünya Müslüman Kongresi’ne davetine İcra Vekilleri Heyeti'nce İstanbul Mebusu Edip Servet Bey'in katılması kararlaştırılmıştır. Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Paşa'nın bu konuda Başvekâlet'e yazdığı 6 Haziran 1926 tarihli telgrafı ise şöyledir:
"Bursa
6.6.1926
Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti
Kalemi Mahsus Müdüriyeti
Adet
Telgraf
Ankara'da Başvekâlet'e
C. 6.6.1926 tele.
Mekke Kongresi'ne iştiraki kararlaştırılan İstanbul Mebusu Edip Servet Beyefendi'ye verilecek yevmiye ve seyahat masrafı hakkında İcra Vekilleri Heyeti'nce kabul olunan kararnamenin tasvip edilerek kurye ile iadeten takdim edildiği arz olunur.
Reisicumhur
Gazi Mustafa Kemal"
*Dip Not:
1- Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Paşa'nın 6.6.1926 tarihli telin imzasının altında da "İşbu belgeyi adı geçen kişiye elden verdiğini belirten Hariciye (Dışişleri) Vekili Dr. Tevfik Rüşdü’nün (1883-1972) ismi ve imzası bulunmaktadır.
2-Filistin Gazetesi “Türkiye ve Hilafet” başlıklı bir haberinde Mekke Kongresi’nde Türkiye temsilcisi olarak İstanbul vekili Edîb Servet Bey ile Şükrü Kaya Bey’in atandıklarını, onlara aralarında Allâme Mesud Efendi’nin de bulunduğu dört kişinin refakat edeceklerini bildirmiştir. Bkz. Filistin, 25 Ayyar 1926, X/23-877, 2. Ancak kongreyle ilgili diğer kaynaklarda Edîb Servet Bey ve yardımcısı Hâmid Zâfir Bey dışındaki kişilerden bahsedilmemektedir. Bk. Sékaly, “Les Deux Congres Generau de 1926”, 167.
3-Edîb Servet’in Mekke Kongresi’ne temsilci olarak gönderilmesini Falih Rıfkı Atay "Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri, İstanbul: Sel Yayınları, 1955" adlı eserinde şöyle anlatmıştır:
..."Atatürk sağ iken, büyük İslam kongrelerinden birine biz de çağrılmıştık. Kongre Mekke'de toplanacaktı. Atatürk'ün bir delege göndermeye razı olup olmayacağını merak ediyorduk. Hiç tereddütsüz karar verdi. Türklüğünden kibir denecek kadar gurur duyan büyük adam, milleti ile aynı dinden olanları da gerilik ve kölelikten kurtulmuş görmek için elinden geleni yapmak istemiştir. Müslümanlık yeniden şereflendikçe nasıl Türklerin bunda manevi bir hissesi olacaksa, on milyonlarca Müslüman ya geri, ya köle kaldıkça bundan Türklere de bir utanç payı düşmemek ihtimali var mı idi?
Biliyordu ki Mekke'ye şapka ile gidilemez. Amma daha iyi biliyordu ki başlık ve kıyafet değiştirmekle din değiştireceğini zanneden bir cemiyet de ne gerilik, ne de kölelikten sıyrılabilir. Milletvekillerinden Edip Servet Tör'ü çağırdı:
(...)
"Mekke'ye gidip beni temsil edeceksin. Türksün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur. Müslüman milletleri medenileşmekten alıkoyan bâtıl itikatları yıkmak için Mekke'ye şapka ile gireceksin. Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin."
Edip Servet Tör, Mekke'ye şapka ile girdi. Müslüman delegelerinin en fazla itibarlısı o idi. Kongrenin sonuna kadar, Mustafa Kemal mucizesine hayranlık duyan heyetler arasında, Kemalist Türkiye'yi efendice temsil etti."
4-Behçet Kemal Çağlar, "Atatürk Denizinden Damlalar, İstanbul: Ak Yayınları 1969, Baha Matbaası, 245" adlı derlemesinde yukarıdaki metni aynen nakletmiş ve metni Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya adlı eserinden aldığını söylemiştir.
*Kaynakça:
1-Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 18 (1925-1927), Kaynak Yayınları:42, 1.Basım: Mart 2006, s:183.
2-Ferhat Koca, "Musa Carullah Bigiyef ve İslam Kongreleri (1926-1931)", https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2256229 erişim: 25.04.2026.



Yorumlar